Yenildik ama ezilmedik (!)

Adnan Salih 10 Ekim 2016, 11:33

 

Dün İzlanda’ya karşı 2-0 kaybettiğimiz bir milli maç oynadık. Geçmişte milli takımlar düzeyinde anormal facialarımız sonrası başlıkta yer verdiğim söylem çok popüler olmuştu: Yenildik ama ezilmedik. Hem yenilip hem ezilirsek demek ki çok kötü olacak. Adamlar bizi evirip çevirip yeniyorlar biz hala ezilmedik diyoruz.

Son dönemin sloganları ise

Rizoltante importante

Biz bitti demeden bitmez

Look at the tabela

Vs.

Hakkını verelim son dönem sloganları biraz daha iyi yalnız bu gidişle bir süre sonra özümüze dönüp şerefli yenilgiler sayfalarını tekrar açabiliriz.

Dün maçı izlerken ne oynadığımızı anlamaya çalıştım sonuç olarak kaos futbolu oynamayı planladığımıza inandım. Herkes heryerden saldıracak, vuracak, kıracak ve gol yapacaktı. Bu şekilde rakibi darmadağın edecektik. 2 metre civarındaki adamlara karşı 1,5metre boyundaki oyuncularımızla hücum ederek onları sürklase edecektik. Kısa oyuncular malumunuz hızlı olurlar. Teknik direktörümüz öyle düşünüyor sanırım.

Maç bu gelir geçer aslına bakarsanız galip geleceğimizi de hiçbir şekilde düşünmüyordum. Olsa olsa bir tesadüf golü atabilirdik o da olmadı ama maçtan sonra yapılan açıklamalar ‘yok artık’ dedirtti. Milliyet skorer sitesinden özetliyorum:

“İlk 15 dk dan sonra ve gole kadarki bölümde oyunu oturttuk. Golden sonra iyi değildik.

Basit gollerin acısını çekiyoruz.

İzlanda gibi takımlara bu havalarda 2-0 geriye düşerseniz maçı çevirmeniz çok zor.

Güzel bir tablo çizecek halimiz yok, gerçekler de var, 7’ye 2’yiz bu durumda. (7/2 olayını anlamadım ne demekse)

Akılda Ozan yoktu, bu havalarda değişiklik tercihlerini erken kullanmak kötü.

Devre arası bir reaksiyon gösteremedim

Mecburen bitime iki dk kala değişiklik yaptım

Dünyanın her tarafından alınan alınmayanın bu kadar konuşulduğu bir ülke yok. Bunlar bize ne kadar zarar verecek zaman göstererecek. Biraz oyunculara da sorun sadece bana değil.”

Tüm açıklamaları okuyunca Fatih Terim havadan bahsediyor, sudan bahsediyor, talihsizlikler ve beklenmedik sakatlıklardan dem vuruyor. Sonra sıraya kadroya almadığı oyuncular ile ilgili medya gündemini alıyor ve bana niye soruyorsunuz gidin oyunculara sorun diyor! Oyunculardan sadece Arda Turan konuştu şimdiye kadar ve o da “Hoca konuşsun” dedi. Oyuncu kadroya alınır alınmaz sorun değil, çıkarsın, şeffaf bir şekilde anlatırsın, kamuoyu ile paylaşırsın. Fatih Terim yıldız oyuncularla sorun yaşayan ne ilk teknik direktör ne de son olacak.

Oyunun taktiği, rakibi nasıl analiz ettiği vs dikkat ederseniz hiçbir konuşmada geçmiyor. İnsan bir oyun sonu analiz yapar ama hava soğuk olunca yorum da yapılmayıp duygusala bağlanılıyor demek ki.

Rakip takım İzlanda, kalecisi senaryo yazarı. Teknik direktörü diş hekimi. Bunları küçük düşürmek amacıyla yazmıyorum insanların nasıl kendileriyle barışık ve futbol dışı bir hayatları olduğuna vurgu yapıyorum. Oralarda demek ki sadece futbolla yaşanmıyor.

Teknik Direktör Hallgrimsson evlerinde oynadıkları her maç öncesi pub’a gidip taraftarlarla buluşuyor, onlara maç kadrosunu açıklıyor ve taktikleri hep birlikte tartışıyorlar. Bu olayı ilk başlattığında barda 10-15 kişi olurken son Perşembe gittiğinde 400’ü aşkın İzlandalı ile buluştu.

Bir de bizdeki duruma bakalım:

“Ben ders almam ders veririm.”

Bizde başta kim varsa herşeyi o bilir, o bilmiyorsa zaten hiç kimse bilmiyordur. Her maça ayrı taktik (?), ayrı kadro (?) ayrı sistem (?) ile çıkılır ya tutarsa tutmazsa zaten mazeretler hazır: Hava soğuktu, erken sakatlık problemi oldu, gole kadar iyiydik, ilk yarım saat iyiydik, son 15 dakika bastırdık ama olmadı. Say say bitmez. Askerdeyken bölük komutanımız, “Mazeret değil, maharet gösterin” derdi. Mazeret bulmak kolay, strateji kurmak taktik geliştirmek ise zor. Bu stratejileri de önceden tartışmak fikir almak ve gerekirse modifiye etmek ise bizim gibi ülkelerde sanırım pek kolay ve olası değil.

Futbol yaşadığımız olayların mikro ölçekte bir gösterimi aslına bakılırsa. Simon Kuper’in meşhur kitabı gibi: Futbol asla sadece futbol değildir.

Biz birlikte hareket etme yetimizi kaybettik, artık her koyun kendi bacağından asılıyor. Sorunumuz bir sistem ülkesi olmayışımız ve herşeyi ve her konuyu sürekli kendi açımızdan yorumlayıp sürekli icatçılık yaparak o öyle değilde böyle deyişimiz.

Futbol iyileşir mi bilemeyiz, futbolcular açıklama yaparlar mı o da bilinmez. Fatih Terim şimdi en iyi yaptığı şeyi yapacak ve sütre gerisine çekilecek, eğer bir sonraki maçta galip gelirsek o zaman salvolarına yeniden başlar. Avrupa Kupası’ndan ilk turda elenince, “Gereği neyse yaparız”denmişti, gereği buymuş demek ki çilemiz devam edecek.

Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.

Yorumlar

  • alkan ulukan10 Ekim 2016 18:37Ne guzel tespıtte bulunmussunuz. “adamların futbolun dısında da bır hayatları var” dıyerek. Bunların elınden futbolu al gerıde koskaca SIFIR kalır. Bu beyzadeler taraftarı ıle oturup bır pub da bıra ıcecek oylemı hey yavrum hey..Adam dıyor kı tazmınattan falan haberım yok. Federasyon kafasına gore koymus bunu da sorgulamak lazım kım neden koymus cıkarı,amacı neymıs bır de bu paranın kaynagını cok merak edıyorum yoksa para mı aklıyorsunuz ulennnn

    (%0,00) (%100,00)
  • selam10 Ekim 2016 16:01kaybeden Türkiye , kazanan Terim. adamın aldığı yıllık ücret 10 trilyon. maç kaybedince ceza veriyorlar mı hayır.

    (%0,00) (%100,00)
  • dış mihrakların işi 10 Ekim 2016 15:23abd seçimleri futbolcuların kafasını karıştırdı futbola konsantre olamadılar yoksa terim harika bir taktik ve takım çıkardı yılda 5 milyon ero + 1 milyon ero primi hak etti

    (%20,00) (%80,00)
  • YENİÇERİ10 Ekim 2016 13:55on numara yazı olmuş duyguların tercümanı :)

    (%0,00) (%100,00)
  • talat10 Ekim 2016 11:54helal, doğruları birileri konuşmalı

    (%0,00) (%100,00)

Diğer Yazıları