Yeni Ekonomi Programı (YEP) Maliye ve Vergi politikası

Ekrem Öncü 21 Eylül 2018, 12:12

 

Bilindiği gibi 20 Eylül 2018’de Hazine ve Maliye Bakanı “Yeni Ekonomi Programı”nı açıkladı. Programda kamu maliyesi ve vergi politikasına ilişkin olarak da açıklamalara yer verildi. Açıklamalar kısıtlı olmakla birlikte daha derinlemesine çalışmalar mutlaka yapılacaktır. YEP’in maliye ve vergi politikalarına birlikte göz atalım.

KAMU MALİYESİ

* Kamuda kaynakların verimli kullanılması, maliyetlerin ve harcamaların azaltılması, gelirlerin kalitesinin arttırılması amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde Kamu Maliyesi Dönüşüm ve Değişim Ofisi kurulacaktır. Bu ofis tarafından hazırlanacak ve takibi yapılacak Tasarruf ve Gelir Dönüşüm Programı ile kamu maliyesinde kalıcı iyileştirmeler sağlanacaktır.

* Merkezi yönetim bütçe açığının milli gelire oranı önümüzdeki üç yıl yüzde 2’nin altında tutulacak ve merkezi yönetim bütçesinde faiz dışı fazlanın milli gelire oranı program dönemi boyunca artarak 2021 yılında yüzde 1,3’e ulaşacaktır. Oluşturulan bu mali alan gerek duyulduğunda üretime dayalı ekonomik dönüşümü finanse etmek için kullanılacaktır.

* 2018 yılında milli gelire oranla yüzde 2,4 olacağı tahmin edilen genel devlet açığının üç yıllık dönemin sonunda yüzde 1,6’ya düşmesi öngörülmektedir. 2018 yılında GSYH’ye oranla yüzde 31,1 olması beklenen AB tanımlı genel yönetim borç stokunun üç yıllık dönemin sonunda yüzde 27,2 olacağı tahmin edilmektedir.

* 2019 yılı bütçesinde toplam 75,9 milyar TL tutarında (milli gelirin yüzde 1,7’si oranında) tasarruf ve tedbir uygulanmıştır. Bunların 59,9 milyar TL’si harcama tasarruflarından ve 16,0 milyar TL’si gelir arttırıcı tedbirlerden sağlanmıştır. Harcama tasarrufları: 30,9 milyar TL – Yatırımlar, 13,7 milyar TL – Teşvikler, 10,1 milyar TL – Sosyal güvenlik, 2,5 milyar TL – Mal ve hizmet, 2,7 milyar TL – Diğer.

* İhalesi yapılmamış ve ihalesi yapılmış ancak başlanmamış projeler askıya alınacaktır. Devam eden projelerden finansman koşulları uygun olanlar için yeni ve daha uzun zamana yayılmış iş planları oluşturulacaktır. Mega-altyapı projeleri doğrudan yabancı yatırım yoluyla, uluslararası finansman ile hayata geçirilecektir.

* Mali disiplin, YEP’te dengelenme sürecinin en temel destekleyicisi olacaktır. Yapılacak tasarrufların yapısal değişiklikler ile kalıcı hale gelmesi Kamu Maliyesi Dönüşüm ve Değişim Ofisi tarafından sağlanacaktır. Bunun sonucu olarak önümüzdeki üç yıl için bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 2’nin altında olması ve faiz dışı fazlanın ise dönem sonunda milli gelirin yüzde 1’ini aşması hedeflenmektedir.

* 2018 yılında milli gelirin yüzde 1’i kadar açık vermesi beklenen program tanımlı merkezi yönetim bütçe dengesinin program dönemi sonunda yüzde 0,8 fazla vermesi hedeflenmektedir. Merkezi yönetim faiz dışı dengesinin milli gelire oranı program dönemi boyunca artarak 2021 yılında yüzde 1,3’e yükselecektir.

* 2018 yılında milli gelire oranla yüzde 2,7 olması beklenen kamu kesimi borçlanma gereğinin 2019 yılında yüzde 1,6’ya gerilemesi ve program dönemi sonunda yüzde 1,5’e düşmesi öngörülmektedir. Ayrıca 2018 yılında milli gelirin yüzde 2,1’i kadar açık vermesi beklenen program tanımlı kamu kesimi dengesinin program dönemi sonunda milli gelirim yüzde 0,8’i kadar fazla vermesi hedeflenmektedir.

* 2018 yılında milli gelire oranla yüzde 2,4 olacağı tahmin edilen genel devlet açığının üç yıllık dönemin sonunda yüzde 1,6’ya düşmesi öngörülmektedir.

* 2018 yılında GSYH’ye oranla yüzde 31,1 olması beklenen AB tanımlı genel yönetim borç stokunun üç yıllık dönemin sonunda yüzde 27,2 olacağı tahmin edilmektedir.

* Finansal güvenlik ve istikrarın sürdürülebilmesi için Finansal İstikrar ve Kalkınma Komitesi (FİKKO) kurulacaktır.

* Kamu maliyesinin en temel hedefleri mal ve hizmet, sermaye, ana yatırım, cari transfer ve faiz giderlerinin azaltılması ve gelirlerin arttırılmasıdır.

* Süreklilik arz etmeyen ve konjonktüre duyarlı gelirlerin oluşturduğu geçici kaynaklara karşılık kalıcı mahiyette harcama oluşturulmayacaktır.

* Kamu hizmeti sunumuyla doğrudan ilişkisi olmayan makam aracı, lojman ve sosyal tesislere yönelik harcamalar sınırlandırılacaktır.

* Kamuda yeni idari hizmet binası yapımına ve kiralanmasına izin verilmeyecektir.

* KİT’ler, verimlilikleri artacak ve kamu maliyesine yükleri azalacak şekilde yeniden yapılandırılacaktır.

* Döner sermayeli işletmelerin bütçe disiplini içerisinde açık, şeffaf ve hesap verebilir bir idari ve mali yapıda çalışmalarını sağlayacak düzenlemeler yapılacaktır.

* Kamu kaynaklarının kullanımının etkinliğini takip etmeyi kolaylaştıracak, şeffaflığı ve hesap verebilirliği arttıracak program bazlı performans esaslı bütçeleme hayata geçirilecektir.

VERGİ POLİTİKASI

* Nakdi ve vergisel teşvikler başta olmak üzere tüm teşvik mekanizmaları gözden geçirilerek bütüncül, sade ve etkin hale getirilecektir. Söz konusu teşviklerin makroekonomik hedefler ve bütçe ile uyumluluğu sağlanacaktır.

* Vergi tabanını genişletme ve vergide adaleti pekiştirme amacıyla etkinliği olmayan istisna, muafiyet ve indirimler kademeli olarak kaldırılarak vergi tabanı genişletilecek ve vergi mevzuatı sadeleştirilecektir.

* Vergi, prim ve diğer kamu alacaklarına ilişkin yapılandırmaya gidilmeyecektir.

* Vergi Veri Analiz Merkezi kurulması ile tahsilatta etkinliğin açık vermesi beklenen program tanımlı kamu kesimi dengesinin program dönemi sonunda milli gelirin yüzde 0,8’i kadar fazla vermesi hedeflenmektedir.

DEĞERLENDİRME

Açıklanan program ile Türkiye’nin resmi çekilmiş ve bu resme bakılarak gerçekçi hedefler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ülkemizde ekonomik problemlerin nedenlerinden bir tanesi de tüketime dayalı büyüme modelinin benimsenmiş olmasıdır. Dövizin, faizlerin ve enflasyonunun yükselmesi ekonominin bir süre soğumaya ihtiyacı olduğunu göstermektedir ve program bunu hedeflemektedir.

Gelişmekte olan bir ülke olarak sermaye yetersizliği şirketlerin en büyük sorunlarından biridir. Şirketler kredi kullanarak günü kurtarabilmek için üretim yapmakta kar edememekteler. Sermaye yetersizliğini aşmanın en önemli yolu katma değeri yüksek ürünler üretebilmekten geçmektedir. Kanaatimce, inşaat ve tüketim ağırlıklı büyüme modelini sürdürmek artık çok zor ve program ile bu durum tespit edilmiştir. Geç kalınmış olsa da bunun fark edilerek yeni büyüme modeli arayışına girilmesi de önemlidir. Devlet, özellikle katma değeri yüksek ürünleri üreten sektörlere gereken tüm desteği vermelidir. Ancak, bu destek verilirken ülkenin daha az yatırım yapılan bölgelerine çok daha fazla destek verilerek üretimin ülkenin her bölgesinde yapılmasının önü açılmalıdır. Bu programı bir şans olarak görüp, teknoloji ve Ar-Ge ağırlıklı karlılığı yüksek sektörlerin önünü açmak bir tercih değil bir zorunluluktur.

Programda kamu harcamalarının kısıtlanması da öngörülmektedir. Gerçekten de ülkemizin buna ihtiyacı bulunmaktadır. Yüzlerce binlerce makam araçları görüntüsü modern dünya ile örtüşmemektedir.

Programın açıklanması sonrasında vergi kanunlarında yer alan istisna ve muafiyetlerin kalkacağı yönünde bir algı oluştu ama program dikkatle incelendiğinde etkinliği olmayan istisna ve muafiyetlerin kaldırılacağı görülecektir. Vergi kanunlarında sürekli olarak bir takım değişiklikler yapılmakla birlikte değişmesi ve güncel dünyaya uyarlanması gereken birçok konu bulunmaktadır. Örneğin, ekonomik suça ekonomik ceza ilkesi benimsenmeli, bir suça dört beş defa ceza kesilmemelidir. İş adamlarını mahkeme kapılarında yıllarca süründürmek bunların iş yapma heveslerini kırmaktadır. Vergi yapılandırmaları da bu kadar sık yapılmamalıdır. Nerede ise her yıl bir yapılandırma yapılmaktadır. Vergi kanunlarında güncel dünyaya uygun gerekli düzenlemeler yapıldığında buna ihtiyaç kalmayacak ve vergi adaleti de bu derecede tahrip edilmeyecektir.

Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.

Yorumlar

Diğer Yazıları