Varlık Fonu vadeli işlem yaparsa ne olur?

Adnan Salih 08 Şubat 2017, 10:02

 

Son haftanın konusu varlık fonu. Hangi şirketler devredildi, büyüklüğü ne olacak, nerelere yatırım yapacak vs. Son yazımda Norveç Varlık Fonu ile ilgili olarak geçen sene ağustos ayında yazmış olduğum yazıyı tekrar gündeme getirmiştim. Norveç Varlık fonu kuruluşundan bugüne kadar geldiği süre boyunca oldukça başarılı ve bu başarının altında yatan unsurlardan en önemlileri bağımsızlık ve bilimsel disipline önem vermeleri. Norveç fonunda kişi başı 175.000 USD birikmiş durumda. Binlerce şirkete yatırım yapıyor, spekülasyon yapmıyor.

Resmî Gazete ’ye göre bizim varlık fonu ise kredi kullanıp işlem yapabilecek:

“Türkiye Varlık Fonunun mal varlığı, Türkiye Varlık Fonu hesabına olması şartıyla para ve sermaye piyasalarından finansman temin etmek dâhil Türkiye Varlık Fonu ve alt fonların yapmaya yetkili olduğu faaliyetlere ilişkin iş ve işlemler haricinde teminat gösterilemez ve rehnedilemez, başka bir amaçla tasarruf edilemez, kamu alacaklarının tahsili amacı da dâhil olmak üzere haczedilemez, üzerine ihtiyati tedbir konulamaz ve iflas masasına dâhil edilemez. Şirketin üçüncü kişilere olan borçları ve yükümlülükleri ile Türkiye Varlık Fonunun aynı üçüncü kişilerden olan alacakları birbirlerine karşı mahsup edilemez.”

Fona aktarılan şirketlerin kısa sürede nakde dönüştürülmesi zor. Bu çerçevede fonun kredi kullanarak işlem yapabilmesinin önü açıldı. Bu konuyu desteklemek amacıyla varlık fonuna savunma sanayi fonundan 3milyar TL bir nevi kredi verildi.

Fon hangi alanlarda yatırım yapacak:

“Varlık fonu her türlü ticari ve finansal yatırıma iştirak edebilecek, büyük projeler için kamunun borç miktarı artmadan fon sağlanabilecek.

Buna ek olarak fon yerli ve yabancı şirketlerin paylarına ve borçlanma araçlarına ve türev araçlara yatırım yapabilecek ve para piyasalarında da borç alıp borç vererek işlem yapabilecek. Yani yerli ve yabancı borsalarda hisse senedi alıp satabilecek.”

Fon türev ürünlerde işlem yapacak dendiğinde bu kaldıraçlı işlem yapılacak demektir. Kaldıraçlı işlemlerin ne anlama geldiğini hemen hatırlayalım:

Diyelim ki Dolar/TL 3,00 üzerine gittiğinde siz kurun 2,75-2,80 bandına geleceğini düşünüyorsunuz ve iddia ediyorsunuz. İlave olarak bu işten de para kazanmak istiyorsunuz. Hemen 1:10 kaldıraçla işlem yaptınız diyelim. Cebinizdeki para da 1 milyar USD olsun. Toplamda 10 milyar USD pozisyon açtınız. Türkiye dünyaya entegre bir piyasa. Bu işlemleri de dünyadaki çeşitli kurumlardan ağırlıklı olarak Londra bankalarından gerçekleştirmek gerekiyor. İşler istediğiniz gibi gitmedi diyelim, kur 3,10 oldu. Bu esnada zarar

(3-3,10) *10 milyar=1 milyar TL / 332milyon USD rakamına ulaşacak.

Piyasaya da inanıyorsunuz para da var, ama biraz temkinli olmak lazım bu sefer 5 milyar USD açalım ve bir şok yaratalım.

Kur da biz pozisyonu açtıktan sonra 3,25’e gitsin.

Zarar 3,25milyar TL / 1milyar dolar oldu.

3-3,25 arasında kaldıraç kullanarak sıfırı tükettik ama inanıyoruz TL değerlenecek.

Bir 10 milyar daha açalım bu sefer 3,40 seviyesinden. Bizim hareketimizler kur 3,30’a geldiğinde çak yapmaya başladık sonuçta hem para kazanıyoruz hem TL değerleniyor. Sabah bir uyandık ki Londra bankası bize teminat tamamla diye mesajlar yağdırmaya başlamış. Kur Asya seansı sonlarında 3,60.

Zararı hesaplayalım: (3,40-3,60) *10 milyar USD=2 milyar TL / 555 milyon USD. Teminatı tekrar 1milyar USD rakamına tamamlayıp 3,60’dan bir 10 daha açalım, toplam pozisyon 20 milyar USD oldu. Artık çok kızgınız ve piyasalara dersini vereceğiz.

Uzatmayalım kur 2 gün sonra 3,94 ile tarihi zirvesini gördüğünde ne olacak:

(3,6-3,94) * 10 milyar USD= 3,4 milyar TL ikinci pozisyondan, (3,60-3,94) *10 milyar USD =3,4 milyar TL ilk pozisyondan olmak üzere bu işten 6,8 milyar TL / 1,725 milyar USD zarar ettik. İlk pozisyonda realize ettiğimiz zarar 555 milyon USD idi.

3-3,94 arasında yaptığımız işlemlerden toplamda ödenen faiz ve komisyonlar dahil 3,3milyar USD zarar ettik. Kur kabaca 4 olursa zarar 13,2milyar TL olur. Bizim fonun yarıdan fazlası ilk adımlarda uçtu gitti.

Yukarıda anlattığım kurmaca hikâye pek çok yatırımcı tarafından tekrar tekrar düşülen bir tuzaktır. Kaldıraçlı işlemlerde kazanmak çok ama çok zordur. Bin müşteriden ancak 1-2 tanesi kazanır. Onlar da oyunu kuranlardır.

Foreks piyasaları kâr zarar eden müşteri oranları yayınlanıyor, ortalama %20 dolaylarında. Bu oranı yatırılan teminata karşılık kazanılan karlar olarak formüle etsek %5’i geçeceğini zannetmem. Paranın %95’i kaybolur.

Varlık fonu işlem yaptığında büyüklüğü de göz önüne alınarak işlemlerini çok büyük ihtimalle Londra bankaları ve platformları aracılığı ile gerçekleştirecek demiştim. Bu platformları işleten bankalar platformların içine akıllı algoritmalar koyarlar. Fiyatları insanlar değil algoritmalar verir. Sizin pozisyonları açtığınız, varsa geçmiş işlemleriniz teminatınız vb. her türlü detay bu algoritma tarafından bilinir. İlave olarak bunları kontrol eden trader grubu vardır. Pozisyonları inceler ve bakar ki son derece zayıf bir teminat ile son derece büyük bir risk alınmış. Gayet basit bir şekilde çeşitli diğer bankalarla bir araya gelerek üzerinize çok daha rahat ve hızlı bir şekilde gelebilir. Siz de 50 derece sıcaklıktaki buz kütlesi gibi çok kısa sürede erirsiniz.

Bu işleri yabancı bankalar birlikte yapamazlar diyebilirsiniz ama ortak hareket edip fiyatları sabitledikleri için bankalara verilen cezaları unutmayalım. En son Deutsche Bank Amerika ile ceza konusunda anlaştı. Bu bankalar böyle büyük bir balık gördüklerinde piranhalar gibi üşüşürler.

Dimyata pirince giderken eldeki bulgurdan da olduk iyi mi. Yabancıya spekülatöre, manipülatöre dersini vermeye çıktık elde avuçta ne varsa kaybettik.

TL’nin değer kaybetmesi e ekonominin güçten düşmesi belli ki dış etmenlere bağlanıyor ve finansal kaba güç kullanarak bu işin çözülebileceği düşünülüyor. Bu yaklaşım çok hatalı ve büyük zararlara açıktır.

Bir yerde yangın çıktığında mutlaka su ile müdahale edilmez. Çok değerli bir telekom binasında yangın çıkar ve siz de bu yangına suyla müdahale ederseniz yangından fazla zarar verirsiniz. Yöntemi ve uzmanlığı ayrıdır.

Finans piyasaları da artık hiçbir şekilde eskisi gibi değil, karşınızda çok büyük devasa fonlar var, algoritmalar var. GBP para biriminin başına gelenleri hatırlayın kısa sürede resmen çöktü.

Biz oyun oynadığımız alanı bilelim, karşımızdakini küçümsemeyelim. İyice analiz edelim, sorunların kaynaklarına inelim ondan sonra da aksiyona başlayalım.

Varlık fonunu eleştiren de canhıraş savunan da var. Birileri karşı çıktı diye yanaşan da var. Uzun zamandır bir konuyu etraflıca tartışmayı rafa kaldırdık. Ya karşıyız ya yanındayız. Bir durup düşünüp bu iş nerelere varacak nasıl bir patika izleyecek, planlar tutmazsa ne olur, tek yöntem bu mudur gibi konuları hiç tartışmıyoruz. Fikir beyan edenler de çeşitli etiketler ile yaftalanıyorlar.

Paldır küldür hiç üzerinde düşünmeden Türkiye’nin değerli şirketlerini fona devretmek ve fonun bu varlıkları teminat olarak verip işlem yapabilecek olması konusu başımızı çok ağrıtacak. Kısa vadeli ve palyatif bir çözüm arayışı olduğunu düşünüyorum.

Tüm bunlardan bağımsız olarak fona devredilen şirketlerin karları hazineye aktarılıyordu, şimdi bu rakam da ortadan kalkacak bütçe açıkları daha da artacak.

Varlık fonu düşüncesi doğrudur ama arka planı sağlıklı değildir. Bütçe açığı veren, dış ticaret açığı veren bir ülkenin varlık fonu kurmadan önce bu açıkları düzeltebilecek birtakım önlemler alması gerekir.

Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.

Yorumlar

  • Hüseyın koptur17 Şubat 2017 00:27Gayet Akıllıca

    (%50,00) (%50,00)
  • edibüdü08 Şubat 2017 23:01Varlık fonu güzel ve anlamlı bir uygulama ama bizde kimler tarafından ne amaçla kullanılacağını tahmin edebiliyorum, umarım eriyip gitmez o varlıklar.

    (%0,00) (%100,00)

Diğer Yazıları