Trump=AmerExit

Adnan Salih 13 Ekim 2016, 10:05

 

Geçtiğimiz Temmuz ayının en önemli konusu İngiltere’nin AB’den ayrılmasının oylanacağı referandum idi. İngilizler bu olaya Brexit adını takmışlardı. Bu ayın en önemli olayı ise 8 Kasım’da yapılacak olan Amerikan Başkanlık seçimleri. Belki başkası uydurmuştur bilemiyorum ben de bu olaya AmerExit sıfatını yakıştırdım.

Herkesin malumu Trump Cumhuriyetçilerin, Hillary ise Demokratların adayı. Trump ve Hillary’nin gelmiş geçmiş en az sevilen başkan adayları oldukları tartışma götürmez. İkisinin de gün geçmiyor ki anormal vakaları ortaya çıkmış olmasın. İki adayın da ortak özelliliği oldukça yaşlı olmaları.

Trump kendi partisi tarafından dahi desteklenmiyor durumunda, medya ensesinde her türlü eski kasetini vs çıkarmak için hayatına büyüteçle dalmış durumdalar. Hillary ise kutsanmış gibi kimse ona dokunmuyor, basın toplantısı bile gerçekleştirmiyor ki soru vs gelmesin. Hillary’nin en zayıf noktası Bill Clinton, resmi işlerinde şahsi sunucu kullanması ve Clinton vakfının akçeli işleri.

Hillary’nin sağlık durumu endişesi bu ayın başında 11 Eylül anma gününde bayılması ile doruğa çıktı. Doktorları zatürre gibi anlamsız bir teşhisi gecikmeli olarak duyurdular. Hillary kafa üstü düştüğü ve travma yaşadığı için geçtiğimiz yıllarda tedavi gördü. Beyninde kan pıhtısı oluştu, yine tedavi edildi. Trump sağlık açısından problemli görünmüyor. Hillary’nin bayılması ve sağlık problemlerini unuttrumak için şimdilerde Trump’a atak başlatılmış durumda.

Bu yarışı Brexit öncesine çok benzetiyorum. Brexit öncesinde bu olayın acayip büyük bir felaket olacağı, İngiltere’nin dibe gideceği, borsaların vs çökeceği uzun uzun anlatıldı. FT başta olmak üzere tüm gazeteler son ana kadar Brexit oylamasında ‘hayır’ oyu çıkacağını anketlerle halka yutturmaya çalıştılar. İlave olarak bahis şirketleri de bahislerde sürekli Brexit olasılığını düşük gösterdiler. Brexit savunucusu Nigel Farage oylama gecesi mağlubiyeti kabul etmiş görünüyordu. Sonrasında biliyorsunuz Brexit kabul edildi!

İnsanların değişim isteği galip geldi. İngiltere Başbakanı istifa etmek zorunda kaldı. Yerine gelen May ise halinden memnun, önümüzdeki sene Mart ayında beklenenden daha önce 50’nci maddeyi işletebileceğini söyledi.

Özellikle FTSE100 endeksinde BREXIT sonrasında neler olduğunu hatırlamak için grafiğe bir göz atalım isterseniz:

Ayrılan –İngiltere- borsası kalan –Almanya borsasına göre çok daha iyi performans gösteriyor. Demek ki gerçekler medyanın servis ettiği ile pek fazla bağdaşmıyor.

Pound ise bu süreçte en fazla negatif etkilenen para birimi oldu. Geçtiğimiz hafta gece operasyonu ile 1,16’ları bile gördü. Referandum öncesi 1,50 civarından şimdilerde 1,24’lere kadar geriledi. Tüm dünya ülkeleri parlarını değersizleştirmek ve bu şekilde rekabet avantajı elde etmek ister, İngiltere bunu oldukça zahmetsiz bir şekilde başarmış oldu. Pound geriledi, muhtemelen rekabet gücü de artacaktır.

Almanya ve civarlarından finansal piyasaların Frankfurt’a taşınacağı vs yolunda anlamsız demeçlere karşın Londra’nın finans piyasası merkezi olarak kalması garanti gibi bir şey değişmesi olasılığı çok düşük. Eğer Frankfurt süper bir finansal şehir olsaydı Alman tahvilleri Londra yerine burada işlem görürdü.

Benzer bir durum şimdi Amerika’da yaşanıyor. Trump var olan parti ve adaylardan bıkmış olanların çok ilgisini çekiyor resmen tepki oyları ve değişim isteyenler Trump’a yöneiiyorlar. Hal böyleyken medya da boç durmuyor tabii, birbiri ardına Hillary’yi önde gösteren anketleri patlatıyor. Hatta en son tartışma sonrası aradaki farkın %9’a çıktığını söyleyen anketlere bizim medyamızda acayip rağbet gösterdi. Bugün mesela Sözcü internet sitesinde Trump’a dair bir takım iddialara yer verilmiş 30-40 yıl önce gerçekleştirdiği iddia edilen tacizler. Kimse şikayetçi olmamış vs. ama yazalım gitsin.

Bizim köşe yazarları, fikrini beyan etme özgürlüğü  olanlar, finans piyasası çevreleri neredeyse tamamı Trump karşıtı. Herkes Hillary’yi istiyor. Trump’ın ne kadar kötü olduğunu yazmak bizde de moda hatta Trump Kramp diye bir yazı bile çıktı. Bizim medyanın siyasi tahmin ve taraf tutma olayında nasıl sınıfta kaldığını geçmiş tecrübelerimize istinaden hepimiz biliyoruz. Anket şirketlerinin de durumları ortada. Bizim medyanın karşı çıktığı bir adayın kazanma olasılığı hiçbir zaman düşük olamaz. Bizim seçimler öncesi gazetelerde köşelerde yayınlananlara bir bakın sonra seçim sonuçlarını karşılaştırın ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Bununla birlikte Trump kesin kazanır demek için de çok erken. Acayip hatalar da yapıyorlar iletişimi züccaciye dükkanındaki fil gibi yürütüyorlar.

Her durumda bu seçimler piyasalar için oldukça önemli ve çok çok iyi fırsatlar sunacak gibi görünüyor.

Kısaca Trump seçilirse Brexit benzeri bir hareketin, Hillary seçilirse Brexit’in tam tersi bir hareketin olmasını bekleyebiliriz. Finansal piyasa pozisyonları üzerinden tartışmayı sürdüreceğiz. Bizi kimin seçildiğinden ziyade bu olaydan fayda sağlayabilir miyiz sorusu ilgilendiriyor.

Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.

Yorumlar

  • sinan alpay14 Ekim 2016 08:43merhaba, bence anket şirketleri Hillary önde göstererek trump safının daha da sıklaşmasını istiyor olabilir ingilterede böyle olmuştu hep kalınacağı yönde bilgi verildi ve kararsız seçmen nasıl olsa kalınacak diye evet oyu kullandı trump hillarıye göre daha onde bakalım görelim

    (%0) (%0)
  • mehmet doğan13 Ekim 2016 11:47güzel yorum

    (%0) (%0)
  • YENİÇERİ13 Ekim 2016 11:45yine on numara bir yazı :) trumpçuyum şahsen.

    (%0,00) (%100,00)
  • Dünyalı13 Ekim 2016 11:35Ben asıl Dünya böyle nereye gidiyor onu merak ediyorum. Amerika zamanında Bush Jr. gibi bir başkanı da gördü o yüzden Trump'ın gelmesi büyük sürpriz olmaz. Enteresandır, Trump renkli bir kişilik ama Clinton'a göre daha barışçıl bile görünüyor. Clinton gelirse Dünya için stres daha da artacak gibi. Ama ben cidden 2000 yılından bu yana tüm Dünya'nın garip bir şekilde evrildiğini ve garip bir yolda ilerlediğini düşünüyorum. Detaya girmeye gerek yok malum, aktörler sürekli değişiyor, mekanlar değişiyor ama bir senaryo yazılmış belli ki dram senaryosu, sonu ne olacak bilemiyorum. Yaşım 40 küsür, bugüne kadar Dünya'nın topyekün bu kadar tatsız bir yolda bata çıka ilerlediğini hiç hatırlamıyorum. Tüm ekonomik sistem fiilen olmasa da pratikte bence iflas etmiş. Umarım mutlu son olur veya birileri artık bıkar ve bu dram senaryosunu sona erdirip daha aydınlık hayırlı yeni bir senaryoya geçer.

    (%0,00) (%100,00)

Diğer Yazıları