NATO Liderler Zirvesi’nin yol haritası

Belgin Maviş 02 Aralık 2019, 17:44

 

NATO Zirvesi

Tarih: 3-4 Aralık 2019

Lokasyon: Londra/İngiltere

NATO’nun kuruluşunun 70.yılının kutlanacağı zirve Londra’da gerçekleşecek. Zirvenin, bütçe görüşmeleri ve güvenlik planları çerçevesinde ilerlemesi bekleniyordu. NATO üyeleri arasında gerilim oldukça yüksek seyredecek gibi duruyor. Bu gerilimin başlıca nedenleri olarak;

· Türkiye’nin S-400 meselesi ve Suriye operasyonları,

· ABD’nin askeri gücünü bölgeden NATO’ya danışmadan çekmesi,

· Macron’un olumsuz açıklamaları,

· Merkel’in NATO geneli ve Türkiye özelinde savunmaları

· Baltık ülkeleri savunma planındaki karşıt görüşler olarak sıralanıyor.

Zirve öncesi S-400 testleri

25 Kasım 2019 tarihinden itibaren Türkiye’nin S-400 sistemlerini test etmeye başlaması başta ABD olmak üzere NATO üyeleri ülkeleri oldukça tedirgin etti.

ABD Dışişleri/Pompeo, Türkiye’nin S-400 sistemlerini test etmesini "endişe verici" olarak nitelendirdi.
Ankara'ya S-400'lerin aktive edilmesini istemediklerini kesin biçimde ifade ettiklerini söyleyen Pompeo, çözüme ilişkin hala umutlu olduklarını sözlerine ekledi.

Birçok ABD'li senatör S-400'ü satın alıp topraklarına konuşlandıran Türkiye'ye dönük yaptırımların hemen devreye sokulması çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanlığı / Kalın’dan da S-400’lere ilişkin bir açıklama geldi.

Kalın, S-400’ler için "Kendi başına müstakil bir savunma sistemi olarak kalacak. Bu konudaki endişeler giderilebilir" ifadelerini kullandı. 

Macron-Erdoğan gerilimi

Fransa/Macron, Economist dergisinde 7 Kasım’da yayımlanan söyleşide, "ABD ile NATO müttefikleri arasında stratejik karar alma süreçlerinde hiçbir şekilde koordinasyon yok. Aynı zamanda bir diğer NATO üyesi Türkiye'nin, Fransa'nın çıkarlarının söz konusu olduğu bir bölgede, koordinasyonsuz agresif eylemleri var" demiş ve "Benim için şu anda tanık olduğumuz, NATO'nun beyin ölümüdür" ifadesini kullanmıştı.

Dışişleri/Çavuşoğlu yaptığı açıklamada Macron'u Suriye'de YPG'ye destek vermekle suçlayarak, "Macron unutmasın, Merkel'in de söylediği gibi Türkiye bir NATO müttefikidir. Macron müttefiklerinin yanında dursun" demişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hiç risk almayan, hep kazanmaya alışmış kimi ülkelerin Türkiye’nin kendi hakkını, hukukunu, egemenliğini koruma çabalarına tahammül edemediğini" söyleyen Erdoğan, "Fransa Cumhurbaşkanı Sayın Macron, bak Türkiye'den sesleniyorum, NATO'da da söyleyeceğim, önce sen kendi beyin ölümünü bir kontrol ettir" diye konuştu.

Erdoğan, "Suriye’de oluşturulan güvenli bölge ve ötesinden Türkiye’ye yönelen tehditlerin makul bir sürede bertaraf edilememesi durumunda bu işi bizzat yapmakta tereddüt etmeyeceklerini" de sözlerine ekledi.

· Almanya ile Fransa arasında gerginlik

Macron'un ifadeleri başta Almanya olmak üzere çeşitli NATO ülkelerinde rahatsızlık yaratmış, Merkel Macron'un ifadelerini ölçüsüz olmakla eleştirmişti. Merkel, "Fransa Cumhurbaşkanı sarsıcı kelimeler seçmiş. Benim NATO'daki iş birliği ile ilgili bakışım bu değil" diyerek güçlü bir NATO'nun Avrupa'nın çıkarına olduğunu vurgulamıştı.

Merkel, Macron'un Türkiye'nin NATO üyeliğini sorgulayan ifadelerine yönelik olaraksa "Türkiye zor bir partner olsa da jeostratejik nedenlerden dolayı kesinlikle NATO'da tutulmalı" vurgusu yapmıştı.

Baltık Ülkeleri Planı

Türkiye, NATO'nun artan Rusya tehdidine karşı Baltık devletleri Estonya, Litvanya ve Letonya ile Polonya'nın korunmasına ilişkin hazırladığı Savunma Planı'nın yayımlanmasını veto ederek bloke etti.
Ankara, bu kararı, YPG'nin tehdit olarak tanımlandığı Türkiye Savunma Planı belgesinin yayımlanmasına, ABD'nin de aralarında olduğu 8 müttefikin izin vermemesi üzerine aldı.

· ABD'nin itirazının nedeni,

Türkiye için hazırlanan planda YPG/PYD'nin de tehdit olarak tanımlanması. ABD'nin yanı sıra Fransa ve Almanya gibi ülkeler, IŞİD ile mücadele konusunda işbirliği yaptıkları YPG/PYD'nin tehdit olarak NATO belgesine girmesinin hem hukuki hem de siyasi sonuçlar doğurabileceği kaygısını taşıyorlar.

NATO kaynakları,

Her iki savunma planının da NATO Konseyi'nde daha önce onaylandığını ancak yayımlanması sürecinin mevcut itirazlar nedeniyle geciktirildiğinin altını çiziyorlar.

Ayrıca, bu belgelerin yayımlanmamasının NATO'nun kolektif savunmasında bir zafiyet yaratmayacağını ancak ittifak için en önemli kavramlardan olan dayanışma ve birliktelik açısından önemli bir sıkıntı unsuru oluşturacağını kaydediyorlar.

Dışişleri/Çavuşoğlu,

 “Biz Baltık ülkelerine yönelik NATO’nun mukabele planına karşı değiliz ama Baltık ülkeleri için istenenin bizim için de istenmesi lazım. Biz de müttefikiz” diye Ankara’nın tutumunu net biçimde ortaya koydu. Bu durum kararların oy birliğiyle alındığı NATO’da ciddi bir soruna yol açmış bulunuyor.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’in açıklamalarına göz atarsak;

· Sorunun daha da büyümeden ve zirve öncesinde çözülmesi için devrede olduğunu; Türkiye için hazırlanan Savunma Planı'nda hem Türkiye'yi hem de başta ABD olmak üzere itirazcı devletleri orta noktada buluşturacak bir dil üzerinde çalıştığı görülüyor.

· Bu gelişmenin NATO içi bir konu olduğunu belirtirken, "Tüm müttefikleri korumak için hem planımız, hem de kabiliyetimiz var" ifadesini kullanmıştı.

· Bu çabasının son dönemde NATO içinde giderek artan Türkiye karşıtı söylem ve pozisyonları ne kadar dindireceği ise tartışmalı bir konu olarak görülüyor.

Nükleer silahlar

İncirlik Hava Üssü konusu NATO Zirvesi’nde masaya yatırılabilir mi ?

The Economist dergisi haberine göre;

Türkiye'de konuşlandırılmış Amerikan nükleer silahlarının ABD ve Avrupalı NATO müttefiklerinde kaygılara yol açıyor. Dergiye göre, NATO Zirvesi'nde birçok liderin aklında Türkiye'deki nükleer bombalar olacak.

ABD'nin, NATO'nun nükleer paylaşım programı kapsamında Avrupa'daki 5 ülkede toplam 150 nükleer başlık konuşlandırmış olduğunu hatırlatan Economist Nükleer silahlarla ilgili kaygıların en çok Türkiye odaklı olduğunu kaydeden Economist'teki yazıda bunun perde arkası şöyle anlatıldı:

"Amerikalı yetkilileri en çok kaygılandıran, Türkiye'nin güneyinde, Suriye sınırına kara yoluyla birkaç saat mesafedeki İncirlik Hava Üssündekiler.

Başlıkların çekilmesinin riskleri

Economist'teki yazıda, Yunanistan ve Almanya'nın Ramstein Hava Üssü'ndeki nükleer başlıkların 2005 yılında çekildiği hatırlatıldı ve İncirlik Üssü'ndeki başlıkların da çekilmesinin de avantajları olabileceğini kaydedildi. Ancak başarısızca yapılırsa diplomatik kriz daha da derinleşebilir, hatta Erdoğan'ın Türkiye'nin kendi nükleer programını başlatma yoluna gitmesine yol açabilir.

Economist, "Madem bombalar politik olarak bu kadar sıkıntılı ve hassas, o zaman neden Avrupa'ya konuşlandırıldılar?" diye de soruyor.

Dergiye göre bunun pratikteki karşılığı örneğin Rusya'nın Estonya gibi küçük bir müttefik ülkeye saldırıp, Batı'nın karşı saldırısına engel olmak için sınırlı bir nükleer vuruş yapması gibi bir durumda ortaya çıkabilir.

"Eğer Türkiye'nin müttefiklerle ilişkileri kötüleşmeye devam ederse, Avrupalılar megatonlarca nükleer silahın İncirlik'te bulunmasından huzurdan ziyade tedirginlik duyabilir." Şeklinde ortalığı karıştırma eğiliminde açıklamalara yer vermişt.

Londra’da Suriye için 4’lü zirve

NATO Zirvesi öncesi Türkiye, İngiltere, Almanya ve Fransa liderlerinin Barış Pınarı Harekatı ve Suriye’nin geleceği hakkında bir toplantı gerçekleştireceği biliniyor.

· Kasım ayında Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Suriye toplantısında konuşulacak konular olarak mülteci sorunu, güvenli bölge ve PYD/PKK’nın hukuki durumu konuları konuşulacağını açıklamıştı.

· Diğer katılımcı ülkelerin toplantıyla Suriye'de bundan sonraki sürecin Türkiye ile daha koordineli yürütülmesi, IŞİD ile mücadelenin aksamaması gibi konu başlıklarını ele almayı amaçlıyor.

Zirve yaklaşırken Türkiye’nin Rus yapımı S-400 füzelerini ABD’den gelen tehditlere rağmen “kutudan çıkarıp” test amacıyla çalıştırması bir anda NATO Zirvesi ve öncesindeki Suriye toplantısı gündemine fiilen bir madde daha eklemiş oldu.

Ankara
Milli Savunma Bakanlığınca (MSB) yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi:

"(NATO) Ülkemizin tam siyasi kontrole sahip olduğu önemli bir siyasi-askeri örgüttür. NATO hala güvenilir, caydırıcı ve sürdürülebilir bir ittifak olma özelliğini korumaktadır. Ülkemiz, diğer müttefiklerle paylaştığı ortak değerlerin savunulması yönünde üzerine düşen sorumluluğu layıkıyla yerine getirmiştir."

Öte yandan, güvenlik kaynakları tarafından yapılan açıklamada, "(NATO güvenlik planlarını veto) Prosedür normal işliyor. 'Türkiye şantaj yapıyor' ifadeleri kabul edilebilir değil. NATO'nun önemli bir gücüyüz. Kimse bizim NATO'ya katkılarımızı tartışamaz. Türkiye verdiği katkılarla NATO'nun tam merkezindedir." ifadelerine yer verildi.

Yunanistan’ın Türkiye ile derdi ne ?

Yunanistan Başbakanı Kriakos Miçotakis, NATO zirvesinde, Türkiye’nin Libya ile imzaladığı askeri anlaşmaya karşı destek isteyeceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan BM’nin tanıdığı Trablus merkezli Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı Fayed el Sarraj ile güvenlik ve askeri işbirliği anlaşmalarının yanı sıra ‘Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’ imzalamıştı. Anlaşma Akdeniz’deki deniz yetki alanlarını belirliyor.

Mısır ve Kıbrıs da anlaşmaya tepki göstermişti.

Yunanistan Başbakanı Miçotakis, “İttifak, üye devletlerinden birinin açıkça uluslararası hukuku ihlal etmesine ve bir diğer üye devlete zarar verme amacında olmasına kayıtsız kalamaz” dedi.

Türk Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy ise,

 Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki yetki alanları konusunda Libya ile imzaladığı mutabakat muhtırasının uluslararası hukuka uygun olduğun belirtip “Libya ile imzalanan son anlaşmayla iki ülkenin oldubittilere izin vermeyeceği en açıkşekilde ortaya konmuştur” demişti.

Bu anlaşma ise akıllara AB’nin Doğu Akdeniz meselesi ile ilgili yaptırım tasarısını getiriyor. Bu tasarıyı; AB dışişleri bakanları, "Doğu Akdeniz'de hidrokarbon çıkarmak için ruhsatsız arama faaliyetlerinden sorumlu veya bu faaliyetlerde bulunan birey ve kurumlara yaptırım uygulanmasını mümkün kılacağını" söyleyerek açıklamıştı.

Ayrıca AB birey ve kuruluşlarına, yaptırım kapsamına girenlere fon sağlama yasağı getirileceği belirtilmişti.

Sonuç

Hem dörtlü zirve hem de NATO Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın değineceği konular olarak;

· NATO'nun Suriye'de daha fazla rol oynaması,

· Türkiye'nin güvenliğine daha çok destek vermesi gibi unsurları öne çıkaracağı belirtiliyor.

· Erdoğan, mültecilerin dönüşü için gerekli altyapının finanse edilebilmesi için de uluslararası bir donörler konferansı çağrısında bulunacağını kaydetmişti.

Buna göre;

Türkiye’nin NATO’dan beklentileri:

· PYD/PKK’nın terör örgütü olarak kabul edilmesi ile Türkiye Savunma Planı’nın yayımlanması böylece Baltık Ülkeleri Savunma Planı’na destek verilmesinin önünün açılması

· S-400 konusunda rahatlık sağlanması

· Doğu Akdeniz sondajlarında serbestlik

· Mülteci sorununun çözümüne daha fazla katkı sağlanması

olarak sıralanabilir.

Erdoğan’ın bu yoğun görüşmelere ek olarak Putin, Trump ya da Merkel gibi ülke liderleriyle ikili görüşmeler gerçekleştirme durumuna bağlı olarak ülkemizde gündem şekillenecektir.

Editör: Artun Pınar

Kaynaklar

· aa.com

· bbc.com

· economist.com

·  euronews.com

· haberturk.com

 

 

 

Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.

Yorumlar

Diğer Yazıları