Faiz yükseliyor mu düşüyor mu?

Adnan Salih 04 Mayıs 2017, 11:37

 

Faiz tartışması son 2 senenin en sıcak tartışmalarından biri.

Konu ana olarak:

  • * Faiz yüksek o yüzden büyüme olmuyor.
  • * Faiz yüksek o yüzden enflasyon yükseliyor.

Başlıkları ile gündeme geliyor.

Bu iki başlığa göre ise ana hedef belli: Faizi düşürmek. Bir de bu tartışmalara 2013 yılı temmuz ayından bu yana eklenen “faiz lobisi” kavramını da ekleyelim ortaya güzel bir konu çıksın.

2000li yıllara kadar genel olarak politika yüksek faiz/ yüksek enflasyon düşük kur üzerine kuruluydu. Bu sayede ülkeye döviz geliyor, para bol ve işler bir anlamda yolunda gidiyordu. Bu tip politikaların sürdürülemeyeceği herkesin malumu. 1994 / 1997 / 1999 /2001 yıllarında duvara defalarca tosladı zaten.

2002 yılından sonra bu politika değişmeye başladı ve düşen faiz /düşen enflasyon /değerli TL şekline dönüştü. Bu politika tercihi 2011 yılına kadar bir şekilde gitti. 2011-13 arası belirgin bir politika olmadığını iddia edebiliriz. 2013 sonrası ise TL’nin serbest düşüşe başlaması ile birlikte önce enflasyon kıpırdanmaya başladı, sonrasında ise faiz enflasyona katıldı. 2013 yılı mayıs ayında %6 civarındaki 10 yıllık faizler %12’ye doğru hareketlendi.

2016 sonu 2017 ilk çeyrek TL rekor derecede değer kaybetmeye başlayınca yeni bir politika zorunlu hale gelmiş görünüyor ve sanırım o politika adı konmadan uygulanmaya başladı.

Önce tespitleri yapalım:

  • * Ekonomi durgun ve potansiyel büyüme trendinin altında.
  • * İşsizlik yüksek.
  • * Enflasyon yüksek.
  • * Kredi büyümesi doğal sınırlarına geldi.
  • * Çevre ülkeler ve AB ile gerilimler mevcut.


Tüm problemlerin ekonomik durgunluktan kaynaklandığı teşhisi yapıldığını düşünüyorum.

Sorunları aşmak için alınan tedbirler:

  • * KGF-Kredi garanti fonu ile firmalara kredi vermek
  • * KOBI destek, girişimci destek vs. programlarla küçük işletmelere / yeni işletme kuracaklara destek vermek
  • * TCMB’nin piyasadan tahvil bono satın alması
  • * Politika faizini değiştirmiş göstermeden başka bir yöntem ile kısa vadeli faizleri yükseltmek.
  • * Kamu bankalarındaki kredileri artırmak
  • * Konut kredilerindeki maliyetler azaltmak
  • * Vergi affı vs. getirmek


Yeni politika hedefleri neler olabilir?

Uzun vadeli faizleri “düşük” tutmak ve negatif verim eğrisi oluşturmak. (Kısa vade yüksek, uzun vade düşük)

Kredi genişlemesi yaratmak

Faizler yükseliyor algısı yaratmamak

Enflasyona göz yummak

Varsayım: Ekonomideki gelişmeler kısa vadeli ve uzun vadede aşılacak.

Ekonomi dahil her sorunun “kısa” vadeli olduğunu kabul etmek bir davranış şekli oldu. Bu davranış şekli de uzun vadeli ve kalıcı çözümlerin hayata geçirilmesini engelliyor.

Yukarıdaki negatif düşünceme rağmen uygulanmakta olan politikanın şimdiye kadar başarılı olduğunu söylemek gerekir. Ocak başı ve dünkü verim eğrilerine bakalım:

Bunun etkisinin uzun vadeli tahvil / bono taşıyan fonlarda görülmesi gerekir:

Uzun vadeli tahvil fonlarının getirileri ilk 4 ay baz alındığında yıllık %18,5 bileşik olarak gerçekleşmiş durumda.

Enflasyon nasıl ilerliyor inceleyelim:

Enflasyonu KPMG sitesinde inceleyebilirsiniz.

Enflasyon yükselişi aşırı hızlanmış durumda ve geçici olduğuna dair herhangi bir işaret yok. 2016 yılında %1,78 olan ÜFE 2017 nisan ayında %16,37 düzeyine yükseldi. ÜFE yükselişinin bir noktada TÜFE üzerinde etkili olmasını beklemek gerekir.

Enflasyon neden yükseliyor? Üretim geriledi ve ithalat aşırı pahalı hale geldi. Geçici olduğuna inanılan döviz artışı kalıcı olduğuna kanaat getirildikten sonra fiyat ayarlamalarını getirmeye başladı.

Tüm politikaların borsa üzerinde oldukça pozitif olduğunu da biliyoruz.

İleriye yönelik ne tahmin yapabiliriz?

  • Enflasyon kesinlikle tek haneye inmez.
  • Kısa vadeli faizler yüksek kalacak
  • Ekonomik canlanma bu yılın son çeyreğinden itibaren artmaya başlar
  • Gerekirse faiz ve enflasyonun yüksek seyretmesine müsaade edilir.
  • TL aşırı değer kaybetmez, yabancı para girişi yüksek faiz ile artabilir.
  • İşsizlik azalmaz.

İzlenen politikalar temel sorunlara cevap vermiyor bu açıdan uzun vadeli bir başarı beklemek aşırı iyimserlik olur. Hedef daha çok 2018-19 yıllarında durgunluk yaşanmaması üzerine kurgulanmış görünüyor. Parayı piyasaya verelim piyasa düzelir anlayışı ile hareket ediliyor.

Bu politika çok katmanlı ve pek çok dışsal faktöre de bağımlı ve dış alemde bir problem olmayacağı varsayımını içinde barındırıyor.

KGF çerçevesinde en az 150 milyar kredi verildiği belirtiliyor, hedef 250 milyar idi ve kısa sürede hedefe ulaşılacağı görülüyor. Paranın çarpan etkisinin 4 olduğu varsayımı ile bu kredinin 1 trilyon TL etki yaratmasını beklemek gerekir. İyi koşullarda ekonomik canlanma kötü koşullarda ise TL’nin daha da değersizleşmesine yol açabilir.

Hane halkı /özel sektör borçları aşırı bir noktada, bu noktayı borçları daha da artırarak çözmeye çalışıyoruz. ABD ve AB bu konuda başarılı ama bizden en önemli farkları borçlanmaları kendi para cinslerinden yapıyor olmaları.

Başlıktaki soruya dönecek olursak uzun vadeli tahvil faizleri düşüyor, kısa vadeli fonlama / mevduat faizi yükseliyor kredi faizleri düşüyor.

Hassas bir politika ve çok dikkatli uygulanması gerekiyor. Bu noktada başarılı olmasını beklemekten başka bir çare görünmüyor.

Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.

Yorumlar

  • Eyüpolat04 Haziran 2017 15:10Merhaba hocam, çalışmalarınızı biraz yeni keşfettim açıkçası. Bir hayli bilimsel ve komplike buldum. Tebrik ediyorum. Bazı hususları anlamakta güçlük çektim. Ben de sistematik analizle ilgiliyim ancak sizin seviyeniz çok üst düzeyde. Ben metastock sistem tester ile basit bazı teknikler uyguluyorum. Bu kadar alternatifin olduğu bir deryada boğulmak da istemem ancak bilmek kazanmanın yarısıdır bana göre. Sizin çalıştığınız platformu bulamadım. Kodları hangi programa yazıyorsunuz? Sizin dilinizi tam olarak anlayabilmek için ne yapmamız gerekiyor. Bir kitap yayımladınız mı? Yardımcı olursanız sevinirim. eyupolat@gmail.com

    (%0) (%0)
  • çözüm basitmiş04 Mayıs 2017 16:11eğer hükümetin ve cb nın söylediği gibi yüksek enflasyon, işsizlik ve düşük büyümenin "sebebi" yüksek faiz ise tcmb bir sonraki toplantıda faizleri %0 a çeksin ve her şey düzelsin. enflasyon düşsün işsizlik azalsın büyüme hızlansın ne kadar kolay değil mi? ama durum böyle değil çünkü faiz sebep değil SONUÇTUR! enflasyon yükselirse faiz artırılır tersi o-la-maz. ekonomi bilimine ters gitmek de artık alkışlanıyorsa vay halimize...

    (%50,00) (%50,00)
  • itri04 Mayıs 2017 14:25Akli olan ziraatten halk bankasindan kredi ceksin. Parayi dolara yatirsan zarar etmezsin

    (%0,00) (%100,00)
  • hayri04 Mayıs 2017 14:24Bindik bir alamate gidiyoruz kiyamate

    (%33,33) (%66,67)

Diğer Yazıları