Ekonomik durgunluklar ve yapısal reformlar

Adnan Salih 21 Eylül 2016, 14:54

 

Son yazımda ekonomik durgunluğa yelken açtığımızı yazmıştım. Sayıun Uğur Gürses benden bir adım daha ileri giderek FED ne yaptı yapacak bize yarayacak yaramayacak söylemleri ile yapısal reformları yapsaydık bu analizlere gerek kalmazdı fikrini ortaya koYuş çok da güzel hedefi 12’den vurmuş.

Ekonomik büyüme için ne yapmak gerekiyor, cevap basit yapısal reformlar.

Yapısal reformalar nedir konusuna geçmeden önce ekonomik göstergelere bir bakalım iyi miyiz kötü mü?

Kaynak: http://www.mahfiegilmez.com/2016/09/turkiye-ekonomisi-hakknda-uc-farkl-gorus.html#more

Tabloyu aldığım yazıda Sayın Mahfi Eğilmez Türkiye Ekonomisi’ne dair 3 görüşün varlığından bahsetmiş ki sanırım hepimiz bu tanımda hemfikir olabiliriz:

(1) İlk gruba girenler ekonominin çok güçlü olduğunu, son 15 yılda yapılanlarla artık son derece sağlam temellere oturduğunu, hiçbir şeyin ekonomiyi yıkamayacağını düşünüyor.

(2) İkinci gruptakiler ekonominin çok kötü durumda olduğunu, buna karşılık iktidarın sayılarla ve oranlarla oynayarak durumu iyi gösterdiğini öne sürüyor. Onlara göre bugüne kadar eskiden yapılmış olanları satarak ve borçlanarak durumu idare ettik.

3) Üçüncü gruptakiler ilk iki grubun karması denebilecek bir görüşe sahipler. Onlara göre son 15 yılda ekonomide olumlu şeyler yapılmış olmakla birlikte bu iyileşmede geçmişin birikimlerinin kullanılması (özelleştirme) ve dış borçlanmanın artırılması etkili olmuş bulunuyor.

Özelleştirme gelirleri AKP döneminde 59milyar USD, dış borçlanma ise 130milyar USD toplamından 400milyar USD tutarına yükselmiş durumda.

İyileşme ve ekonomik başarılar özelleştirme gelirlerinin kullanılması ve borçlanmanın sağladığı geçici iyleşmelerden kaynaklanıyor. Mahfi Bey’de yazıda 3. Grubun fikrinin daha doğru olduğunu düşündüğünü söylemiş.

Borç yiyen kesesinden yer demiş atalarımız, biz de sürekli borçlanarak ve daha da fazla borçlanarak işe devam ediyoruz. Bunda FED/ECB/BOJ politikalarının etkisinin büyüklüğünü yadsımak naiflik olur. Büyük merkez bankaları o kadar büyük likidite pompalıyorlar ki piyasalara bu paranın getiri arayışı ile bu ülkeler dışında macera araması sürpriz olmaz.

Büyük MB lerin bilanço/GSYIH oranları zaten herşeyi açık ediyor:

İsviçre %70lerde, diğerleri de %30 civarındalar.

Dünyada anormal boyutlarda likidite arttı, faizler olmayacak seviyelere geriledi. Tasarrufçular büyük kayıplara uğradılar getirileri azaldı. Merkez bankaları bu işlemleri neden yapıyorlar cevabı basit: Ekonomilerini büyütmek için.

Bu deneyde faizleri aşağıda tutarak kredi kanalı ile ekonomileri canlandırmak ve hisse fiyatlarını yukarı çekerek varlık artışı etkisi ile güveni artırıp tüketimi artırmak amaçlanıyor.

Küresel likidite artışı grafiğine dikkatli şekilde baktığımızda gazlamanın 2008 sonrasında olduğunu görüyoruz.

Bizde bu durumdan iki türlü etkilendik, dünya ticareti geriledği için gerekenden daha yavaş büyüdük faizler çok gerilediği için de aşırı borçlaanarak bu borçları yatırıma/spekülasyona yönlendirdik.

Önceki yazıda açılan/kapanan şirketler ve sermayelerine göz atmıştık. Çoğu şirket kobi olarak açılıyor, büyük şirket yok. Borçlanmaların büyük porsiyonu büyük şirketler taarafından yapılıyor.

Biz 2008 sonrası artan borçlar ile uzun vadede büyük getiri sağlayacak yatırımları inşaat hariç çok hayata geçirmiş durumda değiliz.

Büyük yatırımlar deyince Osmangazi Köprüsü, 3ncü Boğaz Köprüsü, Marmaray, İstanbul Tüneli gibi istanbul civarında/içindeki kamu yatırımlarını dile getiriyoruz.

Son yıllarda Türkiye’de büyük bir fabrika açıldığını kurulduğunu ben hatırlaıyorum. Hatırlayan varsa yorumlara yazsın lütfen. 2014 tarihli bir blogda rastladığım Atatürk dönemiden kurulan fabrikaların listesine bakalım isterseniz:

1-Ankara Fişek Fabrikası (1924) 2-Gölcük Tersanesi (1924) 3- Şakir Zümre Fabrikası (1925) 4-Eskişehir Hava Tamirhanesi (1925) 5-Alpullu Şeker Fabrikası (1926) 7-Uşak Şeker Fabrikası(1926) 8-Kırıkkale Mühimmat Fabrikası (1926) 9-Bünyan Dokuma Fabrikası (1927) 10-Eskişehir Kiremit Fabrikası (1927) 11-Kırıkkale Elektrik Santrali ve Çelik Fabrikası (1928) 12- Ankara Çimento Fabrikası (1928) 13-Ankara Havagazı Fabrikası (1929) 14-İstanbul Otomobil Montaj Fabrikası (1929) 15-Kayaş Kapsül Fabrikası (1930) 16-Nuri Killigil Tabanca, Havan ve Mühimmat Fabrikası (1930) 17-Kırıkkale Elektrik Santrali ve Çelik Fabrikası (1931- Genişletildi) 18-Eskişehir Şeker Fabrikası (1934) 19-Turhal Şeker Fabrikaları (1934) 20-Konya Ereğli Bez Fabrikası(1934) 21-Bakırköy Bez Fabrikası (1934) 22-Bursa Süt Fabrikası (1934) 23-İzmit Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası (1934 Temel atma) 24-Zonguldak Antrasit Fabrikası (1934 Temel Atma) 25-Zonguldak Kömür Yıkama Fabrikası (1934) 26-Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1934) 27-Isparta Gülyağı Fabrikası (1934) 28-Ankara, Konya, Eskişehir ve Sivas Buğday Filoları (1934) 29-Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası (1935 – Tamamlandı) 30-Kayseri Bez Fabrikası (1934 Temel atma) 31-Nazilli Basma Fabrikası (1935- Temel atma) 32-Bursa Merinos Fabrikası (1935 Temel Atma) 33-Gemlik Suni İpek Fabrikası (1935 Temel Atma) 34-Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1935) 35- Ankara Çubuk Barajı (1936) 36-Zonguldak Taş Kömür Fabrikası (1935) 37-Barut, Tüfek ve Top Fabrikası (1936) 38-Nuri Demirağ Uçak Fabrikası (1936- İlk Türk Uçağı NUD-36 Üretildi) 39-Malatya Sigara Fabrikası (1936) 40-Bitlis Sigara Fabrikası (1936) 41-Malatya Bez Fabrikası (1937 temel atma- Bu fabrika hariç bütün bez ve dokuma fabrikaları Atatürk’ün sağlığında açılmıştır.) 42-İzmit Kağıt ve Karton Fabrikası (1934- Temel Atma) 43-Karabük Demir Çelik Fabrikası (1937- Temel Atma) 44-Divriği Demir Ocakları (1938) 45-İzmir Klor Fabrikası (1938- Temel Atma) 46-Sivas Çimento Fabrikası (1938-Temel Atma) Kaynak: http://guncelbloglar.com/turkiyede-sanayilesme/

Biz son dönemde nerede büyüyoruz diye baktığımızda kesinlikle mobil diyebiliriz:

'TÜRKİYE 9'UNCU SIRAYA YÜKSELECEK' GfK Tüketici Tercihleri Genel Müdürü Mete Uslukılınç konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, dijital tüketicinin gücünü mobiliteden aldığını ve hayatını akıllı telefon ile kumanda ettiğini söyledi. Dünyada akıllı telefon pazarına bakıldığında, bu yıl 1,4 milyar adetlik satış beklendiğini ifade eden Uslukılınç, Türkiye'de geçen yıl 12 milyon olan akıllı telefon satışlarında bu yıl 4,5G teknolojisinin etkisiyle yüzde 10'luk büyüme beklediklerini aktardı. Uslukılınç, "Bu büyüme sonucu 2016 yılı sonunda Türkiye 6 milyar dolar üzerinde gerçekleşecek perakende ciro değeri ile İtalya'yı da geçerek dünyadaki ilk 10 akıllı telefon pazarına 9'uncu sıradan girmiş olacak." ifadelerini kullandı. Kaynak: http://uzmanpara.milliyet.com.tr/haber-detay/gundem/cep-telefonu-satislari-patladi/48739/

Telefon satın alan bir ülke olmakla övünmek! Satın aldığımız telefonla çay ve simit resmini instagram/facebook/twitter dan paylaşmak! Daha sonra da milyar dakika konuşuldu milyar megabayt internet kullanıldı vs diye haber kanallarından istatistik yayınlamak.

Son 15-20 yılda ileriye yönelik yatırımları yapmadığımızı ve ilave olarak yapısal reform kavramını da unuttuğumuzu söyleyebilirim. Yapısal reformlara dair somut örnekler yine Mahfi Eğilmez’in bir diğer değerli yazısında ele alınmış ve yukarıda bahsettiğim blog yazarını teyit ediyor:

Siyasal Alandaki Yapısal Reformlar

Cumhuriyet ilan edildi (1923.) Hilafet kaldırıldı (1924.) Laiklik bir cumhuriyet ilkesi olarak kabul edildi (1928.)

Eğitim Alanındaki Yapısal Reformlar

Tevhid-i Tedrisat (öğretim birliği) kabul edildi, ilköğretim zorunlu hale getirildi (1924.) Okullarda karma eğitime geçildi (1927.) Türk halkına okuma yazma öğretmek için millet mektepleri açıldı (1928 - 1936 yılları arasında 16 – 45 yaş arasında temel eğitim verilen kişi sayısı 3 milyonu buldu.) Türk harflerinin kabul ve uygulanması hakkında kanun yürürlüğe girdi (1928.)

Hukuk Alanındaki Yapısal Reformlar

Danıştay kuruldu (1925.) Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girdi ve kadın – erkek eşitliğine geçildi (1926.) Kadınlar belediyelerde seçme ve seçilme hakkı kazandı (1930.) Kadınlar genel seçimlerde seçme ve seçilme hakkı kazandı (1934.)

Ekonomi Alanındaki Yapısal Reformlar

TC’nin kendi bastığı ilk madeni para tedavüle çıktı (1924.) Aşar vergisi kaldırıldı (1925.) Yabancı gemilere tanınan ayrıcalıklar kaldırıldı ve Kabotaj Kanunu uygulaması başladı (1926.) Anadolu Demiryolu Şirketi ve Haydarpaşa Limanı yabancılardan satın alınarak millileştirildi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kuruldu (1931.)

Sanayi Alanındaki Yapısal Reformlar

Demir ve Çelik sanayiinin kurulmasına ilişkin kanun çıkarıldı, Kayseri Uçak ve Motor fabrikası açıldı (Menderes hükümetince kapatılıncaya kadar bu fabrikada 112 savaş uçağı üretildi) (1926.) Uluslararası ölçü birimleri yürürlüğe girdi (1931.)

Kültür, Sanat ve Spor Alanındaki Yapısal Reformlar

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası kuruldu (1924.) Topkapı Sarayı müze olarak ziyarete açıldı, Ankara’da Milli Sahne adıyla ilk tiyatro kuruldu, uluslararası saat ve takvim uygulamasına geçildi (1926.) Halkevleri açıldı (1932. 1951’de Menderes hükümeti tarafından kapatıldı.) Ankara’da Devlet Konservatuvarı açıldı (1936.)

Yapısal reformlar bunlardır. Filanca kanunun falanca maddesinin değiştirilmesiyle yapısal reform yapılmış olmaz. Belki iyi bir şey yapılmış olur ama her iyi şey yapısal reform değildir. Yapısal reform mutlak monarşiyi cumhuriyete dönüştürebilmektir, laikliğin ilke olarak kabul edilmesidir, eğitimin dinsel temelden bilimsel yapıya dönüştürülmesidir, dünyada pek az ülkede varken kadınlara eşit haklar verebilmektir, çiftçiyi ezen aşarın kaldırılmasıdır, uçak fabrikasını 1926 yılında kurabilmektir, halkevlerini açmak, devlet konservatuarını faaliyete geçirebilmektir.

Yapısal reformların en somut adımları Cumhuriyet’in ilk 15 yılında saklı. Başka yerlere bakmaya, yabancılara sorup öğrenmeye gerek yok. Çünkü onların çoğu bunları bizden öğrendi.

Biz bu halde iken yabancılar son 15 yılda şirketlerini nasıl nasıl büyümüş ona da bakalım:

Grafik halka açık en değerli 5 şirketi gösgteriyor. 2016 yılında 5 Amerikan teknoloji firması listenin tepesinde. Hepsi de mobil/internet/işletim sistemleri ile ilgili. Dünyadaki

trend özellikle Amerika’dan yayılan herkes birgün büyük Amerikan şirketlerinin müşterisi olacak şeklinde.

Ülke ekonomisi olarak seçeneklerimiz ve zamanımız daralıyor. Derecelendirme şirketleri ensemizde, borçlar arttı. BOJ/FED sürpriz yapam olasılığı arttı. Faizlerde küçük de olsa yukarı oynama bizim için maliyeti sadece artırmaz kanalları da kapatabilir. Yapabildiğimiz ölçüde hızla ve mümkün olan en yüksek meblağlar ile borçları paketleyip paketleyip gelişmiş merkez bankaları bilançolarına aktarmanın yollarını bulmalıyız. Kısa vadeli çözümleri yaparken yapısal reformları da tekrar hayata geçirmenin önemini kavramalıyız. Üretmeden tüketmek bazen uzun sürebilir ama mutlaka biter.

Yapısal reform = Üretim = Kalıcı refah.

Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.

Yorumlar

  • mzd22 Eylül 2016 18:51tebrikler,hala ülkemizin ne halde olduğunu anlayamayanlara

    (%0,00) (%100,00)
  • sinan alpay21 Eylül 2016 17:39çok güzel bir yazı olmuş

    (%0,00) (%100,00)
  • ÜT ÜT ÜTOPYAAA21 Eylül 2016 17:21Batık durumdaki firma 1 liradan 2.90 liraya çıktı. her gün % 2, % 3 gizli gizli bir dolandırıcı ÇETE çıkarıyor ve SPK seyrediyor. Gözaltı pazarına alınması gereken şirket için hiçbir kamu otoritesi bir şey yapmıyor. adamlar sahte fiyatla halka açıldı ve şimdi göstere göstere 2. tur dolandırıcılık suçları işliyorlar. SPK uyuma. uyumaaa..

    (%0) (%0)
  • YORUMCU21 Eylül 2016 15:22çok doğru analiz, bu gün Türk sanayisi diye bir şey varsa bunu ATATÜRK e borçluyuz, malesef ben de 14 yıllık AKP iktidarında bir fabrikanın temelinin atıldığını hatırlamıyorum, bunlar belediyeciliğin inşaatçı zihniyetiyle ülke yönetiyor, rant ekonomisi reel ekonomiye tercih edilmiş durumda..

    (%0,00) (%100,00)

Diğer Yazıları