Borsası yükselen kendisi gerileyen sektör

Adnan Salih 19 Haziran 2017, 10:55

 

Borsa ülkemiz için oldukça önemli. Büyütmek desteklemek için pek çok şey yapılıyor. Geçtiğimiz yıllarda halka arz seferberlikleri dahi yapılmıştı, hedef borsaya 1000 şirketin kote olması idi. Borsa olarak adlandırdığımız sistemi paydaşları arasında çok genel şekilde bölecek olursak yatırımcılar-aracılar ve Borsa İstanbul olarak 3 parçadan bahsedebiliriz. Yatırımcılar çok çeşitli yatırım işlemlerini aracılar vasıtası ile borsada gerçekleştiriyorlar.

Borsa endeksi bu yıl rekor üstüne rekor kırdı endeks tüm zamanların en yükseğine tırmandı, 100000 puan görüldü (BİST100). Bu dönemde borsadaki şirketlerin değerleri arttı, karlılıkları arttı, bilinirlikleri yükseldi. TV kanallarında, gazetelerde sürekli haber oldu. Kimi borsa yükselişini süper harika olduğumuzun kanıtı olarak gösterdi, bazıları ise yükselişin suni olduğunu daha da fazla düşeceğini iddia etti.

Borsa büyürken geride kalan tek bir sektör var: Aracılar.

Aracılar her anlamda bu dönemin kaybedeni oldular ve sanırım önümüzdeki dönemde bu değişmeyecek.

Borsada işler canlandığında aracılarda da canlanmasını beklersiniz değil mi?

TSPAKB sitesinde 2016 yılı sonu verileri mevcut, bu veriye göre örneğin aracı kurumlar ciddi oranda şube kapatmışlar:

Personel sayısında da azalma var:

2017 yılı verileri henüz yok, geldiğinde bu trendin artarak devam ettiğini göreceğiz. Özellikle foreks düzenlemesi sonrası personel sayısındaki azalışın daha da hızlanmış olduğunu göreceğiz. Sadece foreks mi sebep oluyor personel sayısının azalmasına? Kesinlikle hayır.

Aracı kurumlar artık büyümeyi değil maliyet kısarak hayatta kalmak yolunu seçmeye başladılar. Sektörde kesinlikle “küçülme” anlayışı hâkim. Yılların büyük aracı kurumlarından unvanı önce HC İstanbul, sonra EFG sonra da Burgan Yatırım olan en büyük aracılarımızdan biri kapandı kapanacak, tüm personel işsiz. Diğer aracılarda da durum çok benzer. Personele doğru düzgün maaş verilmiyor, prim yok, çalışma saatleri uzun yorucu ve verimsiz. Borsa belki de çare (!) olur diye işlem saatlerini artırdı bu da işe yaramadı.

Verimsizliğin ve küçülmenin en büyük sebeplerinden biri yatırımcı sayısının yıllardır sabit bir rakama çakılıp kalması:

Toplam yatırımcı 1 milyon, ama yatırım mı yapılıyor derseniz ona da kocaman bir hayır demek lazım. Bizim borsamız al-sat borsası. Sabahtan akşama kadar portföy çevriliyor:

Piyasa değerinde 32’nci sırada iken devir hızında 3’üncü sıradayız!

Bu tip bir hacmi de herhalde yatırımcıların tamamı yapmaz, işlemleri gerçekleştirenlerin sayısı 100-200’ü geçmez. Hal böyle olunca da işlem yapan “yatırımcılar” aracılara bir komisyon ödemek yerine sabit bir değer artı borsa payı ile anlaşırlar! Aracılar da işlem hacmi çok önemli kriterdir mutlaka müşteri almak için komisyonları indirirler de indirirler!

Aracık kurumların bir diğer ve belki de en önemli sorunu alınan borsa paylarının aşırı yükselmesidir. Borsa İstanbul faaliyet raporundaki şu satırlara bakalım:

Borsa 55 milyon TL maliyet ile 878 milyon TL hasılat elde ediyor ve esas faaliyet karı 434 milyon TL. Aynı dönemde aracıların faaliyet karları 332 milyon TL:

Aracılar yatırımcıya değil borsaya çalışıyor gibi bir durum var ortada.

Tüm bunlara ilave olarak aracı kurumların kendileri hariç diğer sektörlere hiçbir şekilde destek olmamaları da çok önemli bir problem. Tüm dünyada finansal yazılım teknolojileri almış başını giderken bizim kurumlarımızı inceleseniz belki hala daha Windows XP kullananlara rastlayabilirsiniz. Yazılım projeleri, aracılar için çok uzak bir kavram ve sürekli maliyet kalemi olarak algılanıyor. Yazılım deyince de akla sadece muhasebe ve operasyon geliyor. Müşteriler tarafında adamakıllı bir alım atım platformu sene olmuş 2017 hala daha ortalıkta yok. İstanbul Teknik Üniversitesi FinTek (Finansal Teknoloji) alanında girişimcilik projeleri başlatıyor bir tane sermaye piyasası kurumu sponsor olup destek çıkmıyor.

Yıllar evvel kadim bir dostum meslek hayatının en büyük hatasını aracı kurum sektörüne girmekle yaptığını söylemişti. Herhangi bir başka sektörde 20 yıl sonra çok iyi bir konuma gelmeniz mümkünken aracı sektöründe 20 yılın sonunda şansınız varsa kıdemli müşteri temsilcisi oluyorsunuz yoksa da işsiz!

Aracı kurum sektöründe bir de borsa yükselirken acayip bir mutsuzluk hâkim oluyor. Sürekli düşecek de düşecek! Yükselişin keyfine varalım en azından bugün mutlu olalım yok. Eskiden rekorlar kırıldığında kurumlarda partiler verilirdi! Şimdi aşağıdaki gibi tvitler atılıyor:

Borsa İstanbul’da işlem yapanların, analistlerin hepimizin düştüğü en büyük yanılgı piyasanın yönünü tahmin etmeye çalışmamız. Bu yanılgıya bazıları çok bazıları az düşüyor ama en çok en fazla yanılanların sesi çıkıyor.

Yatırım ve zenginleşme kavramı bizim aracı kurumlarımız tarafından çok dert edilmiyor. Aracı kurumların tek istediği müşterileri işlem yapsın ve komisyon kazansınlar. Halka arz yapsınlar bu hisseleri vatandaş alsın, arz eden şirket de komisyon ödesin.

Aracı kurum sektörü paydaşlarını (yatırımcılar, çalışanlar, teknoloji firmaları) büyütmeden piyasada katılım artmaz, aksine azalır. Endeks yükselir ama vatandaş bundan kesinlikle fayda sağlamaz aksine vadeli işlemlerde dilim dilim doğranır, müşteri/yatırımcı endeks yükselirken sürekli kısa pozisyon alır ve en sonunda teslim bayrağını çeker.

Aracı kurumlar piyasanın en önemli bileşeni ne kadar iyi olurlarsa piyasa da o kadar iyi olur! Yetkililerin borsa işlem saatlerine odaklanmak yerine aracı sektörüne odaklanmaları çok daha elzem.

Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.

Yorumlar

  • flamenco7220 Haziran 2017 11:232-) Neyse fazla uzatmadan..Sanırım Sermaye piyasalarının tüm bileşenleri ile kalkınmasını istiyorsak bence 1-) Hisse senedi yatırımcılığının dinamik aktif ve şirket yönetimleri ile ortak akıl ve yönetişime alan yaratan bir tercih olduğunu düşünmeliyiz(bu bireysel bazda düşünsel bir devrim bence) 2-) Hisse senedi yatırımının yaygın bir nitelikli kültür alanına taşınması gerekliliğine önem vermeliyiz..unutulmasın ki; aşırı verimli robotik dünyanın işsizlik ve gelir dağılımı adaletsizliğin en önemli ilaçlarından biri hisse senedi yatırımcılığı.. yani ben böyle düşünüyorum..:)

    (%0) (%0)
  • flamenco7220 Haziran 2017 11:201-)Aslına bakarsanız, 80 milyonluk bir ülkenin hisse yatırımcı sayısının 1 000 000 olması, demokratik standartların gelişimine katkı bakımından da trajik..Hatta niceliğin ötesinde, nitelikli yatırımcı başlığında bakarsak konu demokrasi açısından daha da vahim..Çünkü, diyelim ki; ülkenin 30 000 000 hisse senedi yatırımcısı var ama bunun 28 000 000'u bilinçsiz..Şu halde, borsalar üzerinden servet transferi ve kontrollü finansal krizler çok daha kolay kurgulanabilirdi ve uygulanabilirdi..

    (%0) (%0)
  • Ozan19 Haziran 2017 12:37SAYIN ADNAN SALIH cok guzel bır konuyu ele almıssınız kalemınıze saglık aracı kurumlar amerıkan vergı sıstemı gıbı yatırımcı bakıyesıyene gore fıyat opsıyonu ve termınal saglasa cok daha saglıklı gelısmeler olacagına ınanıyorum platform olarak kurulum yaptıgınızda bellı bır sure sonra aracı kurum platformları hata verıyor teknolojıye yatırım artık sart...

    (%0,00) (%100,00)
  • tepetepe19 Haziran 2017 12:07alsınlar borsa yı neymiş görsünler.raporlar hep gösteriyor işler kötü diye.burda vefa yok acılar var

    (%0,00) (%100,00)
  • ELINIZE SAGLIK19 Haziran 2017 11:18mukemmel bır yazı olmus tebrık ederım. Kendi borsasini calisanlarini bu kadar olduren baska sektor yoktur sanirim.

    (%0,00) (%100,00)

Diğer Yazıları