Futbol şirketleri niye zarar ediyor?

Gökhan Ugan 13 Haziran 2016, 09:41

 

Borsada işlem gören spor şirketlerinin istisnasız tümü son üç yıldır faaliyetlerinden zarar ediyor. Her biri milyonlarca taraftarı olan güzide bir kulübümüze ait olan bu şirketlerin mali durumları o kadar bozuldu ki, UEFA bile duruma el koyup müdahale etmek zorunda kaldı. Spor şirketlerinde yanlış giden şey ne ve bu şirketlerin paylarını satın almış yatırımcıları korumak için ilave tedbirler almak gerekir mi? Gelin bu yazımızda biraz bu konuya kafa yoralım.

Hali hazırda Borsa İstanbul’da Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor spor kulüplerine ait şirketlerin payları işlem görüyor. Bildiğiniz üzere bu kulüplerimiz futbol şubelerini şirketleştirerek geçmiş dönemlerde halka açmışlardı. Taraftarlarınca yoğun ilgi gören paylar, futbola ilişkin faaliyetlerin finansmanına önemli bir katkı sağlamıştı.

Ancak görülüyor ki evdeki hesap çarşıya uymadı. Fenerbahçe ve Trabzonspor son beş yılın üçünde, Beşiktaş ve Galatasaray ise son beş yılın tamamında zarar açıkladı. Bu paylara yatırım yapanların yüzü bir türlü gülmedi. İşin garip tarafı, bu şirketlerin son beş yılına ait toplam 20 hesap döneminin 16’sında faaliyet zararı elde edildi. Diğer bir deyişle ana faaliyetleri zararla sonuçlandığından bankalardan aldıkları borçların faizlerini bile ödeyemeyecek duruma gelindi.

Aslına bakarsanız spor şirketlerinin faaliyetlerini diğer şirketlerden ayıran çok önemli bir fark yok. Tüm şirketlerde olduğu gibi spor şirketlerinde de faaliyetler Yönetim Kurulu’nun belirlediği plan, program ve bütçe dahilinde yürütülebilir. O zaman bu şirketlerin başarısızlıklarını nasıl açıklayacağız?

Spor şirketlerini diğer şirketlerden ayıran en önemli özellik, hakim ortaklarının tüzel kişiliğe sahip spor kulüpleri olmasıdır. Kulüp başkanları, başkanı oldukları kulüpleri temsilen bu şirketlerin yönetim kurulu başkanlıklarını yürütmektedir. Spor kulüpleri dernek statüsündedir ve kâr amacı gütmezler. Anonim şirketler ise kâr amacı güder; şirketlerin ana hedefi ortakların refah seviyesini maksimize etmektir. İşte spor şirketlerinin borsadaki başarısız performansının ana sebebi budur. Şirketin yönetiminde bulunan kişiler derneği temsilen orada bulunmaktadırlar. Dernekteki görevleri tamamen gönüllülük esasına dayanmaktadır. Bu yöneticilerin her birinin kendi işleri vardır ve asıl konsantrasyonlarını bu işlere vermektedir. Kulüp yöneticiliğinin kendileri açısından sosyal tanınırlık dışında pek fazla bir getirisi yoktur. Aldıkları kararlar yanlış olsa bile başlarına gelebilecek en kötü senaryo kulüp yöneticiliğine bir daha seçilmemek olacaktır.

Hal böyle olunca spor kulübünün menfaatleri, şirketinkiyle çakışmaktadır. Spor kulübünün amacı sportif başarıyken, spor şirketinin amacı futbol faaliyetinden kâr etmektir. İşte bu nedenle aynı yere çok daha uygun fiyatla futbolcu transfer edilebilecekken sırf takımı motive ediyor, taraftar seviyor diye sıradan bir oyuncuya milyon dolarlar verilmesi, takımı şampiyon yapan teknik direktörün hiçbir geçerli sebep gösterilmeden tazminat ödenerek gönderilmesi, aleyhte karar alan hakemleri odadan çıkartmayıp hem para hem de seyircisiz maç oynama cezası alınması mümkün olabilmektedir. Saydığımız tüm bu eylemler ve benzerleri spor şirketlerini finansal açıdan zarara uğratmaktadır. Lig ikinciliği şampiyonlar ligine gitme hakkı verdiği için spor şirketi açısından bir başarı iken, spor kulübü açısından şampiyon olamamak bir başarısızlıktır ve teknik kadronun değişimini gerektirir. Hiç bir anonim şirketin ben pazarın hep en büyüğü olacağım diye bir hedefi yoktur. Veya pazarda en büyük ikinci olduğu için üst yönetimini ve personelini durmadan değiştiren bir şirkete de rastlayamazsınız.

Spor şirketlerinde hakim ortağın tüzel kişi dernek olması, dernek yönetimi değiştiği zaman spor şirketinin üst yönetiminin de değişmesi hem spor şirketleri için, hem de hakim ortağı tüzel kişi olan diğer tüm şirketler için önemli bir handikaptır. Hakim ortak tüzel kişi yönetimi değiştiğinde yeni gelen yönetim, bir önceki yönetime taban tabana zıt faaliyetlere girişebilmekte, önceki yönetimin anlaşmaya vardığı teknik direktör ve futbolcuları gönderebilmekte ve yerlerine kendi istediği kişileri büyük paralar harcayarak alabilmektedir. Tüm bunlar “sportif başarı” adına yapılsa da spor şirketinin zarar etmesine yol açmaktadır.

Bu nedenle, benim SPK’ya önerim, başta spor şirketleri olmak üzere, bir tüzel kişinin halka açık bir şirkette hakim ortak olması durumunda, söz konusu tüzel kişi yönetiminin el değiştirmesi önemli nitelikte işlem sayılmalıdır ve şirket ortaklarına ayrılma hakkı verilmelidir. Böylece hiç olmazsa hakim ortak tüzel kişi yönetimlerinin el değiştirmesi sırasında daha dikkatli davranılması ve yatırımcılara benimsemedikleri bir yeni anlayışa yatırım yapmama hakkının tanınması sağlanmış olur.

Saygılarımla,

Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.

Yorumlar

  • melih demir13 Temmuz 2016 10:40Sayın yazar sarkuysandaki yönetimi ele geçiren azınlık hissedarların kısa zamanda anormal bir hisse payına erişmesine ne dersininz.ayrıca ailece hisse alınır satılır.

    (%0) (%0)
  • G. Deniz Şentürk30 Haziran 2016 03:26Yıllardır hep bu soruyu sorardım kendime ancak cevabını yüklü futbolcu transferleri diye verir,hiç dernek &spor şirketi karşılaştırması olarak bakmazdım. Gökhan hocam, çok aydınlatıcı bir yazı yazmış. Ellerine sağlık.

    (%60,00) (%40,00)
  • m13 Haziran 2016 23:02Onune gelene milyon euro verirsen zarar olur millet lira bulamiyor

    (%20,00) (%80,00)
  • VEYSEL UZUN13 Haziran 2016 10:02ON NUMARA BEŞ YILDIZLI BİR YAZI OLMUŞ ELİNİZE SAĞLIK YAZININ BU KADAR GÜZEL OLMASI TAM ANLAMIYLA GERÇEKLERİ İÇERİYOR OLMASINDANDIR...

    (%18,18) (%81,82)

Diğer Yazıları