Benim Gri Kuğu senaryom..!

Belgin Maviş 13 Aralık 2016, 13:09

 

“Bugüne kadar gördüğünüz bütün kuğuların beyaz olması siyah kuğuların var olmadığı anlamına gelmez”

Siyah kuğu teorisi, gözlemlerimiz sonucu elde ettiğimiz bilgileri fazlasıyla doğru kabul ettiğimizi, sürekli aynı şekilde olan olgunun hep öyle olmasını beklediğimizi, fakat gerçekte öyle olmayabileceğini ve beklentimizin aksi ile karşılaşırsak büyük bir etki altında kalabileceğimizi ifade eder.

Siyah Kuğu tanımını bir çoğunuz bilirsiniz.. Ama genel çoğunluk bilmeyebilir yaşamasına rağmen.

İşte ben bu tanımdan yola çıkarak piyasa beklentisi ve algısının zaman zaman gerçekleşmelerle nasıl örtüşmediğini.. Alış beklerken satış.. Clinton beklerken Trump ya da İngiltere kalır derken Brexit yaşamak gibi. İtalya Başbakanı Renzi ve istifasına da es geçmeyeyim..

Ben Siyah Kuğu olmasa da Gri Kuğu olmayı tercih ettim. Sonuçta Fed bizi aylarca faiz artışına hazırladı. Süpriz ya da ezber bozan olmayacak kararı. Ama ya öyle bir adım atıp da akılları yine karıştırırsa..!

Ben böyle ihtimali göz önünde bulundurarak halen aklımın bir köşesi Fed faiz artırmaz demiyorum artıramaz diyorum dese de .. Gri Kuğu olmaya talibim.. İşte aklımda geçenler…

Bu toplantıya Fed’in faiz artırımına neredeyse ‘%100 artırır’ beklentisiyle giren piyasalar da, 14 Aralık’ta açıklanacak faiz kararında iki farklı senaryoyu ele alalım;

Birinci senaryomuz;

*Fed beklentiler dahilinde 25 baz puan faiz artırır,

*Bununla dolar önce yukarı, daha sonrasında kar realizasyonlarıyla hem içeride hem dışarıda geriler,

*Piyasalar üzerindeki baskı kalkar,

*Fed, kimi analistlere göre kredibilitesini korumuş olur,

*Üzerindeki stres kalkan piyasalar, gecikmeli Noel alışlarına geri döner.

Oldukça olumlu senaryo değil mi? Muhtemelen beklenti ve fiyatlama da bu senaryonun üzerine kurgulanmıştı.

Şimdi, ikinci bir senaryo kurgusu oluşturalım. Aklımıza gelse bile, “Yok canım olmaz!” dediğimiz bir senaryoya bakalım;

*Fed, faizi artırır,

*Fed 50 baz puanlık bir faiz artırımıyla radikal bir adım atar,

*Piyasalar bu karar karşısında şok olur,

*Bu durum, Dolarda yukarı yönlü hareketin yerine kar realizasyonlarını beraberinde getirir,

*2017’de, 2016’da yaptığı yanlışa düşmemek adına kaç tane faiz artırımı yapabileceğini söylemez,

*Bu sürpriz artırım sonrasında yorumu piyasaya bırakır,

*Piyasa oyuncular 2017’nin ilk 6 ayında faiz artırmayacağı düşündükleri Fed’in, 2017’de iki faiz artırımıyla yılı tamamlayabileceği ihtimalini satın almaya başlar.

Farklı bir senaryo değil mi?

20 Ocakta başkanlık koltuğuna oturacak Trump, Fed’in böyle bir senaryoya göre hareket etmesinden memnun olur mu derseniz, bence olur.

Bu iki senaryoyu şimdilik bir kenara koyacak olursak, Fed ve Trump arasında; daha çok Trump’ın yazıp, çizip, oynadığı senaryoya baktığımızda Fed, bunca beklentiye rağmen faiz silahını kullanmadan faiz artırım konusunu 2017’ye de bırakır mı?

İşte bu, olası en delice senaryodur.

Son birkaç gündür Çin ve Trump arasındaki gerginliği, Fed’in dikkatle takip ettiğini düşünüyorum. Küresel krizin ilk aşamasından bu yana, ABD’nin tahvil ve bonolarını taşımaya devam eden Çin’in; bu arada hemen hatırlayalım ki 1,2 trilyon $ ABD tahvilini elinde bulunduruyor, Trump ile yaşadığı gerginlik sonrası yeni bir krizin çıkabilme ihtimalini de göz ardı edemeyeceğini düşünüyorum.

Sonuç itibariyle ben, bu olası üç senaryodan, Fed’in 50 baz puanlık bir faiz artışı gerçekleştireceğini; yılın ilk 6 ayını piyasa korkularından arındırmaya çalışacağını; Fed’in biraz daha geri plana geçerek Avrupa’da ve kendi ülkesinde yeni kurulan hükümet ile ilgili iç gündem konularına odaklanacağını düşünüyorum.

Konuyu biraz daha özetlersem, biz 2017’de Fed’i çok daha az konuşabiliriz. Şimdiyse, 2016’de Fed neler söylemiş ve hangi açıklamaları yapmış kısaca hatırlayalım.

İlk toplantı 26-27 Ocak 2016 tarihinde gerçekleştirildi. Fed, 16 Aralık 2015’te yaklaşık 10 yıl aradan sonra ilk kez faiz artırımına gitti; 2016 yılı ilk toplantısında ise faizleri sabit tuttu. Fed yetkilileri Aralık'taki değerlendirmesinde 2016 yılında 4 faiz artışı olabileceğini öngörmüştü.

Açıklanan toplantı tutanaklarında istihdam piyasası verileri olumlu görülürken, üretim verileri için olumsuz görüşler dile getirildi. Tutanaklarda, “…Katılımcılar para politikasında kademeli düzenlemenin uygun olacağı görüşünü sürdürürken, bu düzenlemenin zamanlamasıyla hızının gelecekteki ekonomik ve finansal piyasa gelişmelerine ve bunların orta vadeli ekonomik görünüme etkilerine bağlı olacağı…” ifadeleri yer aldı.

Üyeler, istihdam piyasası göstergelerini ‘cesaret verici’, üretim verilerini ise ‘hayal kırıklığı’ olarak niteledi.

(Ocak Ayı TÜFE: %1,4 / Ocak Ayı TDİ: 151Bin / Dolar Endeksi: 98.902 / Dolar/TL: 3,0012)

(Şubat Ayı TÜFE: %1,0 / Şubat Ayı TDİ: 242Bin / Dolar Endeksi: 98.352 / Dolar/TL: 2,9945)

İkinci Fed toplantısı 15-16 Mart 2016 tarihlerinde yapıldı. Açıklanan tutanaklarda Nisan ayındaki toplantıya ilişkin faiz artırımı tartışmaları ön plana çıktı. Birkaç üye, faiz artırımına ilişkin temkinli yaklaşmanın uygun olacağını veya Nisan ayındaki bir artırımın uygun olmadığına yönelik endişelerini dile getirdi.

Tutanaklarda ayrıca, üyeler, risk oluşturan küresel ekonomik ve finansal gelişmelerin devam edeceğini öngördüler. Bununla beraber, faizlerin sıfıra yakın olması sebebiyle gelecek şoklara karşı verilebilecek tepki gücünün zayıflığı da bir diğer tartışma konusuydu.

FOMC üyeleri, küresel ekonomideki yavaşlamaya dair riskler olduğunu ve ‘temkinli yaklaşım’ izlenmesi konusunda uzlaştı.

(Mart Ayı TÜFE: %0,9 / Mart Ayı TDİ: 215Bin / Dolar Endeksi: 95.890 / Dolar/TL: 2,8697)

Yılın üçüncü toplantısı 26-27 Nisan 2016 tarihlerinde gerçekleşti. Açıklanan tutanaklarda, bazı FOMC üyeleri Haziran ayını işaret ederek, verilerin ikinci çeyrekte büyüme ile tutarlı olduğunu, istihdam piyasasının güçlenmeye devam ettiğini ve enflasyonun hedef düzey olan %2’ye doğru gitmesiyle birlikte faiz artırımının uygun olacağını belirtti.

Öte yandan bazı üyeler, küresel risklerin azaldığını ancak hala devam ettiğini ve küresel piyasaların Brexit referandumu ve Çin’in kur yönetiminde yaşanabilecek değişikliklere duyarlı olabileceğini ifade ederken; faiz artırım ihtimalini düşük gördüğünü belirtti.

Üyeler, kararlarını gelecek veriler ve gelişmelere göre alabilme ‘esnekliğini’ korumanın uygun olacağı görüşüne vardılar.

(Nisan Ayı TÜFE: %1,1 / Nisan Ayı TDİ: 160Bin / Dolar Endeksi: 94.387 / Dolar/TL: 2,8186)

(Mayıs Ayı TÜFE: %1,0 / Mayıs Ayı TDİ: 38Bin / Dolar Endeksi: 95.168 / Dolar/TL: 2,9615)

14-15 Haziran 2016’da yılın dördüncü toplantısı yapıldı. Üyeler, Brexit referandumunu ve tarım dışı istihdam verilerini beklemenin uygun olacağını; ancak istihdamda, büyümede ve enflasyonda beklenen iyileşmenin olması durumunda faiz artırımının uygun olacağını belirttiler.

İstihdamdaki yavaşlama, işletme yatırımlarındaki zayıflık ve küresel ekonomi üzerindeki şok etkilerine dikkat çekildi. Bazı üyeler %2 olan enflasyon hedefine ulaşıncaya kadar faiz müdahalesine karşı çıkmışken; bazı üyeler ise faiz artırımı için gereğinden fazla beklemenin risk oluşturabileceğine dikkat çekti.

(Haziran Ayı TÜFE: %1,0 / Haziran Ayı TDİ: 287Bin / Dolar Endeksi: 94.610 / Dolar/TL: 2,9247)

Beşinci toplantı 26-27 Temmuz 2016 tarihinde yapıldı. Bu toplantıda da üyeler faiz artırımı konusunda ayrışırken, kısa vadeli risk görünümünün azaldığı belirtildi. Üyelerin çoğunluğu faiz artırımı öncesi daha fazla veri beklenmesini ve ekonomik şartların kısa sürede faiz artırımına izin verecek düzeye geleceği görüşünü bildirdi. Buna karşılık New York ve Kansas City Fed Başkanları faiz artırımı yönünde görüş bildirdi.

Bazı üyelerin enflasyonun hızlı yükselmesi halinde, komitenin tepki verecek yeterli zamanı olduğunu savunurken; faiz artırımının, enflasyon hedefi olan %2’ye sürdürülebilir ölçüde yaklaştığına emin olunana kadar ertelenmesini tercih ettikleri görüldü.

Bu toplantıda üyeler ‘daha fazla kanıt’ beklemeyi tercih etti.

(Temmuz Ayı TÜFE: %0,8 / Temmuz Ayı TDİ: 255Bin / Dolar Endeksi: 97.053 / Dolar/TL: 3,0184)

(Ağustos Ayı TÜFE: %1,1 / Ağustos Ayı TDİ: 151Bin / Dolar Endeksi: 95.566 / Dolar/TL: 2,9506)

Fed, 20-21 Eylül 2016’da yılın altıncı toplantısını gerçekleştirdi. Tutanaklarda, faiz artışı için risklerin dengede olduğu ve enflasyondaki ilerlemenin yavaş olduğuna yer verildi. Üyeler arasında fikir ayrılıkları bu toplantı ile iyice gün yüzüne çıkarken, faizleri uzun süre bu seviyelerde tutmanın ileride daha hızlı bir faiz artırma gerekliliği yaratacağını savunan üyelerin sesi bu toplantı ile daha yüksek çıkmaya başladı.

Bir sonraki toplantının 8 Kasım başkanlık seçimlerinin öncesinde olması, faiz artırıma ihtimalini düşürmekteydi. Sıkılaştırmanın daha uzun süre ertelenecek olmasının da Fed’in kredibilitesi açısından negatif olduğu dile getirildi. Kansas City, Cleveland ve Boston Fed Başkanları faiz artırılması yönünde muhalefet ederken, 2011 yılından bu yana ilk defa bu sayıdaki üye faiz artırılması yönünde oy kullanarak muhalefet etti.

Bu toplantının vurgusu ise, faiz artışına ‘nispeten yakın zamanda’ gidilmesi oldu.

(Eylül Ayı TÜFE: %1,5 / Eylül Ayı TDİ: 156Bin / Dolar Endeksi: 95.660 / Dolar/TL: 2,9780)

(Ekim Ayı TÜFE: %1,6 / Ekim Ayı TDİ: 161Bin / Dolar Endeksi: 98.756 / Dolar/TL: 3,0810)

Yılın sondan bir önceki ve yedinci toplantısı 01-02 Kasım 2016 tarihinde yapıldı. Üyelerin çoğu, gelecek verilerin hedeflerine yakın olması halinde faiz artışına nispeten yakın zamanda gidilmesinin uygun olacağı görüşünde birleşti. Ayrıca kredibilitenin korunması amacıyla yılın son toplantısında faiz artırılması gerektiğini savundu. Faizlerin sabit kalması kararına bu toplantıda 2 üye muhalefet etti.

Düşük faizlerin risk iştahını artırabileceği ve bunun sermayenin yanlış yerlere dağılmasına sebep olabileceği; işgücü piyasasının aşırı ısınması durumunda ekonomik ve finansal risklerin artabileceği tutanaklarda öne çıktı. Bununla beraber, bazı üyeler işsizlik oranının uzun vadeli normal seviyenin altına inmesinin arz için olumlu etkiler yaratarak %2’lik enflasyon hedefine yönelik ivmeyi hızlandırabileceğini belirtti.

Yapılan bu son toplantıda ise, Eylül ayındaki ‘nispeten yakında zamanda’ ifadesi yerine ‘yakın zamanda’ ifadesi kullanıldı. Bu da faiz artırım beklentilerini kuvvetlendirdi.

(Kasım Ayı TÜFE: %-* / Kasım Ayı TDİ*: 178Bin / Dolar Endeksi: 97.398 / Dolar/TL: 3,1136)

Yılın son Fed toplantısı ise 13-14 Aralık 2016 tarihinde yapılacak. Fed’in, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da bir kerelik faiz artırımına gitmesi bekleniyor. Mayıs ayındaki kötü tarım dışı istihdam verisi ve ABD ekonomisinin yılın ilk yarısındaki düşük performansının yanı sıra, 8 Kasım başkanlık seçimleri faiz artırım kararları önündeki ‘iç sebepler’di. Bununla beraber, Çin ekonomisi başta olmak üzere küresel ekonomideki yavaşlama ve İngiltere’nin Brexit süreci gibi etkenler faiz oranlarının bu seviyelerde kalmasının başlıca ‘dış sebepler’i oldu.

Bu ayki toplantıda faiz artırımına kesin gözüyle bakılıyor. Başkanlık seçimleri sonrasında Fed’in faiz artırım beklentileri %50 seviyelerine düşse de, piyasaların hızla toparlanması ve Trump’ın politikalarının ekonomiyi canlandıracağı beklentileriyle bugün %100’e yakın durumda.

Faiz kararının büyük ölçüde fiyatlandığı piyasalarda, faiz artırımı olması durumunda tepki düşük düzeylerde kalacaktır. Öte yandan, faiz kararından çok gözler Yellen’da olacak, gelecek için vereceği mesajlar yakından takip edilecektir.

(* Kasım ayı TÜFE verisi 15 Aralık günü açıklanacak olup, TDİ ifadeleri tarım dışı istihdam verisini göstermektedir.)

Yararlanılan Kaynaklar: Geçmiş A1 Capital Analizleri, Bloomberght, Finansgundem.com ve Defter.gen.tr

Yorumlar

  • melih demir15 Aralık 2016 12:45sarkuysandakiş kilimci kardeşler ve hayrinin ailece hisse operasyonları devam..onmilyonlarca lira servet nasıl edinildi.***izleyin .inceleyin kilimciler kimdir.**

    (%0) (%0)
  • melih demir14 Aralık 2016 14:38sarkuysanı inceleyin neler oluyor..içten bilgili hisse operasyonları vergisiz onmilyonlarca servet transferi..şirketin özkaynakalrı eritilip.**

    (%0) (%0)
  • TARIK13 Aralık 2016 18:31Kedicik senaryonuz da var mı? :)

    (%50,00) (%50,00)

Diğer Yazıları