Ticaret savaşları doları nasıl etkiler ?

ARACI KURUM RAPORLARI - 06 Mart 2018, 15:25

Alan Yatırım dolardaki hareketliliği değerlendirdi

 

ABD ekonomisi, yıllık 2.2 trilyon $ ithalat, 1.42 trilyon $ ihracat yapan, nette ise, 783 milyar $ yıllık net dış ticaret açığı veren bir ülke konumunda. Bu doğrultuda Trump’ın başkan seçilmesin ardından alacağı önlemlerin başında da, ABD’nin ticari açığı verdiği ülkelerle arasındaki farkı kapatmak ve yatırımların kendi ülkesinde istihdam yaratmak ve üretimin kendi ülkesinde yerli bir şekilde gerçekleştirmek var. Yani korumacı ve milli bir politikanın adımlarını atma düşüncesi ön planda. Başkan seçilmesinin ardından ise, günden güne küreselleşen dünya ekonomisinin böyle bir vaadi kaldırıp kaldırmayacağı hep bir soru işareti olarak gündemin arka planında kalsa da, çelik ve alüminyumda artırılması planlanan gümrük vergisi haberlerinin, “ticaret savaşlarını” yeniden gündeme taşıdığı görülüyor.

Dünyanın en büyük çelik ithalatçısı konumunda olan ABD’nin, çelik ve alüminyum ithalinde ek gümrük vergisi uygulayacağını belirtmesi ise tüm dünyada tepkileri artırırken, alacağı bu hamlenin ülke ekonomilerine nasıl bir etki yaratacağı ise merak konusu. Aslında enerji tarafında üretim kapasitesini günden güne artıran ABD’nin bu savaşı çoktan başlattığını düşünsek de ikinci perdenin sanayi ürünlerinde geleceği bir gündemi yakından izlemeye devam edeceğiz. Yani enerji bağımsızlığından sonra, sanayi ürünlerinde de bağımsızlık düşüncesinin ön planda olduğunu söylemek mümkün.

En çok kimi etkileyecek ?

Bu hafta bu konuda kararın net olarak alınması beklenirken, Trump’ın hiçbir şekilde geri adım atmayacağı görülüyor. Karardan en çok etkilenebilecek ülkeler arasında ise, ABD’ye en çok çelik ihraç eden Kanada, Brezilya, G.Kore, Meksika ve Rusya yer alıyor. Türkiye’nin ise ABD’nin toplam ithalatı içerisinde % 7’lik payı bulunuyor. “ticaret savaşları” denilince, ilk olarak ABD-Çin arasında bir gelişmeden bahsedildiği ön plana çıksa da, Çin ve Çin çeliğinin ABD’ye ithalatı ise 11. sırada yer alıyor. ABD’nin Çin’e verdiği yıllık açık ise, 375 milyar $, Obama döneminden itibaren de yaptırımlar uygulanmaya devam ediyor. Aslında hikayeye geniş çerçeveden baktığımızda olayın çelikten öte, iki ülke arasındaki bu açığın nasıl azaltılacağı üzerine odaklanıldığı görülüyor. İthalat bağımlılığını azaltarak, çıkarlarını gözetmeye çalışacak bir ekonomik anlayışa doğru evrilen ABD’nin, 783 milyar $’lık dış açığın, 375 milyarı $’nı Çin’e karşı verdiğini düşünürsek, global ticaret ağını zayıflatmaya yönelik de hamleler aldığı söylenebilir.

Karşılıklı yaptırımlar gelebilir…

Ek gümrük vergisi vaadine karşı en çok tepkinin AB’den geldiği görülüyor. AB komisyon başkanı Juncker’in bu karardan bir an önce dönülmesi gerektiğini ifade ettiği görülürken, ABD dışişleri bakanlığı, NAFTA üyesi ülkelerden Kanada ve Meksika’nın bu karardan istisna tutulabileceğine yönelik beklentiler de yer alıyor. Kredi derecelendirme kuruluşları da, genel olarak global ticaret ağının sekteye uğrayacağına vurgu yapıyor. Kararın ise tepkilerden anlaşılacağı üzere karşılıklı yaptırımlarla bir düelloya dönüşeceğe benziyor. Olası karşılıklı yaptırım hamlesi Trump’a göre “kazanılması kolay bir zafer” olarak nitelendirilse de, ticaret savaşının kazananın kim olabileceği henüz soru işaret konumunda yer alıyor. Ayrıca ABD içerisinde yeterli miktarda üretim kapasitesinin artırılması Trump için, iyimser bir görüş olarak nitelendirilse de, buna benzer bir uygulamanın 2002 yılı Bush döneminde 200 bin istihdam kaybına neden olduğu görülmüştü. Aslında bu karara karşı alınacak en büyük yaptırımın karşılık olarak ABD’den gelen ürünlere vergi artırımı şeklinde yapılacağı görülüyor. Ancak Almanya’ya baktığımızda cari fazla veren bir ülke konumunda. Korumacı politikaların etkileri ise, bu fazlayı azaltabilir. Bu durumda Euro’da negatif etki yaratacak gelişmeler arasında.

Dolar neden zayıfladı ?

Çelik’te ek %25, alüminyum da ek %10 gümrük vergisi geleceği söylemi, dünyanın en büyük çelik ithalatçısı konumunda olan ABD’nin, kapalı bir ekonomiye mi dönüşeceğine yönelik soru işaretlerini artırdı. Burada dikkat çeken en önemli noktalardan bir tanesi, böyle bir durumda ABD’nin bu karardan daha çok yara alabileceği beklentisi. Çünkü her iki metal de otomobil, uçak, elektrikli aletlerin üretiminde önemli bir hammadde konumunda. İnşaat, petrol ve kamu hizmetleri sektörlerinde yoğun olarak kullanılmaktalar. ABD'de her yıl kullanılan 100 milyon ton çeliğin neredeyse üçte biri, 5.5 milyon ton alüminyumun % 90'ı ithal ediliyor. Ancak tarifelerin devreye girmesiyle ithalatın tam olarak ne kadarının aşağı çekilebileceği ise büyük bir soru işareti. ABD'deki çelik ve alüminyum üreticilerinin, oluşan kaybı telafi edecek üretim kapasitesine ne kadar zamanda çıkabilecekleri ise bilinmiyor. Olası bir şekilde alınacak kararın yarattığı bu belirsizlik ise, kısa vadede dolar’ın zayıflamasına neden oluyor. Ancak kısa vadede ilk tepki aşağı yönlü olsa da, oluşabilecek herhangi bir kriz ortamının, uzun vadede dolar borcu olan ülkelerin bu konuda olan talebini artırmasını sağlayabilir.

Diğer yandan artı ve eksilerine baktığımızda ise, “ticaret savaşları” dünya genelinde büyümeyi zayıflatacak. ABD açısından da bunu söyleyebiliriz. Analizlere göre ABD’nin yıllık büyümesinden %0.2 puan azaltacak. Bu kabaca yıllık bazda büyümesinden %10 kayıp demek. Ancak mali yönden genişlemeci adımların etkisiyle bu yönden gelebilecek büyüme desteğiyle, gümrük vergisinden elde edilecek büyüme kaybı telafi edilebilir. Diğer yandan jeopolitik riskleri de artırabilecek bu gelişmeler dünyada risk-off modunu canlandırabilecekken, dolar talebini de artırabilir. Ayrıca uzun vadede baktığımızda, ABD ithalatının azalması sonrası, içeride üretim maliyetlerinin artması ile birlikte enflasyonun canlandığı bir gündem karşımıza çıkacaktır. Bu da haliyle FED’in de faiz artırımı kararlarını destekleyebilecek bir gelişme olacağı söylenebilir. Negatif olarak ise, doların rezerv para gücünün azaldığı bir sürece doğru gidebiliriz. Korumacı politikaların etkisiyle birlikte, karşılıklı ticarette yerli para birimlerine olan talep de artmaya başlayabilir. Ancak dünya ticareti üzerinde neredeyse % 66’lık bir paya sahip olan doların tahtı elbette ki yakın zamanda bu beklentilerle sarsılmayacaktır.

Uzun vadede global olarak dolar değer kazanabilir…

Birçok gelişmekte olan ülke, özellikle yüksek borç stoku ve bunun yarattığı kırılganlıklarla önemli miktarda risk altındayken, olası bir “ticaret savaşı” ve dünyanın daha korumacı politikaları izlemesi, risk iştahının daha da zayıflamasına neden olabilir. Bu da özellikle gelişmekte olan ülke ekonomilerine giren “getiri arayışı nedenli” para akımının önünü kesecek gelişmeler arasında yer alacaktır. Yani yıl başından beri satın alınan “Dünya’da büyüme geliyor” hikayesi tersine dönebilir. Global büyümede olası bir yavaşlama emtia ihraçcısı konumundaki (Brezilya, Güney Afrika), ağırlıklı olarak ABD’ye ihracatı olan(gelişen Asya ülkeleri) ve bizim gibi cari açığı yüksek olan ülke para birimlerini baskı altında bırakabilir. Ayrıca NAFTA üyesi Meksika, eğer bu anlaşma da istisna olarak tutulursa, bir miktar pozitif ayrışma yaşayarak para birimi öne çıkabilir. Çin’de ise, yüksek borçluluk oranı dikkatleri çekiyor. Ancak zaten çelik ticareti ikamesi olmayan bir halde olmadığı için kısa vadede çok büyük bir negatif etkisi olmayabilir. Genele baktığımızda ise iki ülke arasındaki “ticaret savaşı” mutlak suretle uzun vadede Yuan’ı da baskılayacaktır.

Bu ortamda faizi yüksek olan ABD doları ve Almanya tahvilleri ön planda olabilir. Global büyümede olası bir yavaşlama nedeniyle, Avrupa enflasyonunun düşmeye başlaması, Almanya 10 yıllık tahvillerini ön plana çıkarabilir.

Artıları ve eksileriyle baktığımızda ise, Trump’ın ABD ekonomisinde ülke çıkarlarını ön plana çıkaracak bir ekonomi politikası güdeceği kesin görülüyor. Bu doğrultuda pozitif tarafların daha ön planda olacağı düşünülerek, ek gümrük vergisini getireceğini düşünüyoruz. Kısa vadede ise, Dolar üzerinde bir miktar baskı olsa da, uzun vadede daha güçlü bir görüntü sergileyeceğini söyleyebiliriz.

Alan Yatırım Araştırma

Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.

Yorumlar